Ürdün toplantısının gösterdiği gerçekler Veysi SARISÖZEN

Biz medyada, yaşadığımız ortamda, politikacıların, analistlerin konuşmalarında ve yazılarında Ortadoğu hakkında “gerçek” sandığımız bir resim görürüz. Bir de göremediklerimiz, duyamadıklarımız vardır.

Gazetemiz Özgür Gündem, IŞİD’in bir gün, ansızın Rojava cephesinden çektiği bir avuçluk kuvvetle Irak topraklarına girip, Musul’u işgal etmesinin ve Irak ordusunun sırra kadem basmasının arkasındaki “sır” perdesini araladı. Gördüğümüz resim “kelle kesen”, kestiği kelle ile “top oynayan”, bunun görüntülerini bizzat internette yayınlayarak milletin gözünü korkutmaya çalışan bir IŞİD… Oysa bu resmin perdelediği gerçek bambaşka.

IŞİD El Kaide kökenli bir örgüt. Oradan buradan derlenmiş savaşçıları var. Bugün burada, yarın şurada. Gezgin bir terör örgütü. Konjonktür icabı, bugün şunun, yarın bunun hesabına iş yapmakta. Eğer büyük güçler ve bölgesel güçler, bir de içeride örgütlü güçler harekete geçmemişse, IŞİD benzeri bir örgüt, dünyanın hiçbir yerinde bugün Suriye ve Irak’ta oynadığına benzer bir rol oynayamaz.

IŞİD, şu anda Suriye ve Irak’ta, bize gösterilmek istenen resimdir.
Gazetemizin dünkü haberinde, IŞİD’ın “vurucu operasyonunun”, Ürdün’de planlandığı açık bir şekilde görülüyor. Ürdün toplantısına katılanların listesi IŞİD hamlesinin arkasında ABD, İsrail, Suudi Arabistan ve Türkiye’nin olduğuna çok ciddi bir şekilde işaret ediyor.

KDP ne yapmak istiyor?

Ama burada bir “aktör” daha var: KDP. İsrail’e “van minut” dediğini sandığımız Türk Başbakanı, İsrail’le birlikte KDP’yi Ortadoğu cangılına tehlikeli bir şekilde iteliyor. Mesud Barzani’nin Ürdün toplantısı öncesi Amman’da yaptığı temaslar, İran yönetiminin ona yönelik “istiskal” edici tutumu ve “tehditleri” Türkiye ile İran arasındaki bölgesel pazarları paylaşma rekabetinin Irak’ın tümünden önce Güney Kürdistan için büyük bir tehlike yarattığını gösteriyor. Her geçen gün İran’ın “Süleymaniye”de, Türkiye’nin de Hewler’de artan ölçüde “hegemonya yarışına” girmesi, bundan yüzyıl önce patlayan 1. Dünya Savaşı’ndan “dört parçaya” bölünmüş olarak çıkan Kürdistan’ın, bu defa “yeniden parçalanma” tehlikesini büyütüyor. “İkiye bölünmüş” Güney Kürdistan olasılığı karşımızda duruyor. Bunu doğuracak “iç güçlerin” varlığını da burada kaydetmekle yetinelim.

‘Fırsat’ tuzağı

Büyük devletlerin bölgedeki çıkarları arasındaki çatışma, şu anda Suriye ve Irak’ta kördüğüm olmuş durumda. Bölge “mezhep savaşları” görünümü altında büyük devletler arasındaki çıkar çatışmalarına şahit oluyor ve bölgesel emperyalist devletler bu büyük devletlerin eteklerine sarılarak, pazarların paylaşımından pay kapmak için tehlikeli hamleler yapıyor. Bölge yüzyıl sonra yeniden büyük bir savaşın öngünlerini yaşıyor.

Tarih öğreticidir. Yüzyıl önceki savaş Kürdistan’ı parçaladıysa, yüzyıl sonraki savaştan bir “Kürt ulus devleti” ile çıkma hayali “gerçekçi” olabilir mi? Kürtlerin önünde gerçekten de “fırsat” mı var, yoksa “tuzak” mu? Kürdistan’ın parçalanması o zaman da bir “hata” değildi, bugün de hiç kimsenin “Kürdistan bağımsız devleti”ne kucak açması beklenemez. Siz bakmayın ABD kulislerinden ve İsrail medyasından yükselen “Güney’in bağımsız devlet” kurması hakkındaki laflara. Biz bunları yüzyıl önce Sevr sırasında da duymuştuk. Sonuç biliniyor. Kürdistan bir “petrol” bölgesidir ve “petrolü” hiçbir güç “tek başına” içemez. Kim içmeye kalkarsa, diğeri onun boğazında bırakmak için bölgeyi ve petrolü ateşe verir.

Mezopotamya, 1990 başından beri, neredeyse çeyrek yüzyıldır, işte bu nedenle yanıyor, yıkılıyor, paramparça oluyor.

Mesud Barzani’nin “bağımsızlık” fırsatı hakkındaki sözleri bu açıdan değerlendirilmelidir. Elbette hiç kimse, bu kaotik ortamda, Kürdistan’ın herhangi bir parçasının, kendini savunmak, varlığını korumak için, zorunlu kaldığında bağımsız bir devlet olarak örgütlenmesine hiçbir şey diyemez. Ama bu “çaresizlik” siyasetidir. Zorda kalmanın sonucudur. Ve bilinmeli ki, şu anda ilan edilecek olan bir “bağımsızlıklık”, olayları “Irak’ın paylaşılması” olmaktan bir anda çıkarır ve Güney’deki “bağımsız devletin” paylaşılmasını gündemin merkezine oturtur. Muhtemelen Mesud Barzani de etrafına baktığında böyle bir devletin herhangi bir dostu olmadığını görmektedir.

KCK Yürütme Konseyi Üyesi Rıza Altun’la yaptığımız sohbet sırasında, şu hususu konuşmuştuk: “Bağımsız Güney Kürdistan, gelecekteki Konfederal Ortadoğu Ortak Evi hedefine göre son derecede geri bir hedeftir; bugünkü somut duruma göre ise, Güney’i de, Rojava’yı da, Kuzey’i de tehlikeye atabilecek büyük bir maceradır”… Bir anda hem “gelecek” tasavvurunu, hem de bugünkü kazanımları tehlikeye atar.

Selamet Apocu çizgide

Öyle görünüyor ki KCK, her türlü maceracı adımdan uzak, gerçekçi ve aynı zamanda devrimci bir yönelimi savunmakta. Irak devletinin çatısı altında bir federal Güney, Suriye çatısı altında bir kantonal Rojava ve Türkiye çatısı altında bir özerk Kuzey Kürdistan, Ortadoğu’yu istila eden “kurt sürülerine” karşı kendisini daha kolay savunur. Tersi durumda “ayrılan” her parça bu “kurt sürülerine” kolay lokma olacaktır. Eğer bu sayılan ülkelerin parçalanması önlenebilir ve bu devletler demokrasi temelinde yeniden inşa edilebilir ve sınırların dokunulmazlığı temelinde, bu devletlerin arasında bir entegrasyon gerçekleşirse, hem bütün parçaların mevcut kazanımları korunabilir, hem de gelecekte Ortadoğu’nun konfederalizm temelinde yeniden inşasına yönelme imkanı elde tutulur.

Böyle bir gelişme, bu topraklardaki bütün zenginlikleri, hem petrolü,hem de Dicle-Fırat sularını tüm halklarla ortak çıkarlar temelinde paylaşma anlayışını güçlendirir, bu zenginliklere egoistçe el koyma hırslarını gemler ve bu da “zenginlikleri paylaşmak” isteyen büyük emperyalist devletlerin ve bölgesel emperyalist devletlerin bölgedeki hareketini sınırlar, onların karşısına  Ortadoğu halklarının cephesini çıkarır.

Küresel ‘yıkım-yapım’

Türkiye ve İran’ın yazgısı

Ve işin bir de Kürdistan ve bölge üzerinde tehlikeli bir rekabete giren iki ülke ile ilgili kısmı var. Ürdün “toplantısı” şunu gösterdi: Küresel güçler Ortadoğu’yu Mağripten Basra’ya kadar “yıkıp” yeniden “kurarak”, bugün içine yuvarlandıkları küresel kapitalist pazar krizini aşma planını adım adım uygulamakta. Bu plan artık “iki karşıt sistemli” dünyada değil, çok merkezli bir dünyada uygulamaya konmuştur, ne İran kendisini vaktiyle CENTO üyesi olarak, ne de Türkiye NATO üyesi olarak güvende hissettiği geçmişte yaşamıyor. Her iki ülke bu kaostan yararlanmak isterken, evdeki bulgurdan olabilir. Hem İran’ın bünyesinde, hem de Türkiye’nin bağrında, hem mezhebi, hem de etnik “bölünme” potansiyeli var. Savaş bu iki ülkeyi de alt üst etme potansiyeline sahip. Ve bir an bunun gerçekleştiğini düşünün: Ne müthiş bir “yeniden inşa pazarı” ortaya çıkar. Bugün “yıkılmış Irak”ta Türk sermayesi nasıl muazzam paralar kazandıysa, bunun milyar misli kazançlar yıkılmış Türkiye ve İran’ı yeniden inşa esnasında ABD’nin, İngiltere’nin, Almanya’nın, Rusya’nın, Çin’in, Japonya’nın kasalarına akar.

Erdoğan “raydan çıkmış” bir “tren” gibi, şu sıralar Köşk yolunda ilerliyor. Onun Türk devletinin başına, eğer başarabilirse, bir “sultan” olarak geçmesi, bilelim ki, Ortadoğu’da oynanan oyuna, yeni bir “ne yapacağı tahmin edilemez” faktörün eklenmesine yol açacak. Onun “başkanlığındaki” hükümetin, şu Sarkozy skandalının ima ettiği gibi, “yıkılırsak hepimiz yolsuzluk suçundan hapsi boylarız” korkusuyla, Ortadoğu macerasına bodoslama atılması, “ya herro, ya merro” kumarına kalkışması, sanılandan da büyük bir tehlikedir. Böyle bir siyaset hem Türkiye’yi, hem de Kürdistan’ın bütün parçalarını tehdit etmekte.

Evet. IŞİD’in vahşi bir güç olduğu meydanda. Ama Ürdün toplantısıyla IŞİD’ı Musul’a sevkedenlerin kimlikleri de pek “uygar” değil. “Gizli diplomasi” tüm bölgeyi tehdit ediyor ve buna karşı halklar “açık diplomasi” talebini yükseltiyor

Veysi SARISÖZEN /
Güncellenme : 05.07.2014 02:32

http://www.ozgur-gundem.com/index.php?haberID=112524&haberBaslik=%C3%9Crd%C3%BCn%20toplant%C4%B1s%C4%B1n%C4%B1n%20g%C3%B6sterdi%C4%9Fi%20ger%C3%A7ekler&action=haber_detay&module=nuce

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s