POLİTİK DIALOGLAR (isot Meheme)

POLİTİK DIALOGLAR (isot Meheme)

Diyarbakır’dan yıllar önce İstanbul metropolüne karışmış Farklı bir kişilikti İsot Meheme… Ne de olsa 1980’li yılların siyasi havasını teneffüs etmiş ve o dönemin büyük rağbet gören politik dilini iyi öğrenmişti. Tek zaafı ise bu politik dili olur olmaz her sohbet ve konuşmada kullanmasıydı…

İstanbulun bir semtinde kalan bir arkadaşını görmek ve hasret gidermek için İETT durağına doğru yürüdü. Durakta bir kaç genç ve orta yaşlı bayan otobüs bekliyorlardı. Durağın uzak köşe noktasında beklemeye başladı. Otobüs ise bir türlü gelmek bilmiyordu. Canı oldukça sıkılmış ve elini gömlek cebindeki sigarasına götürüp çakmağı çakıp sigarasının dumanını uzayın sonsuz boşluğuna doğru üflemişti. Yaşlı kadınlardan biri ona doğru ters bir bakış fırlatmış ve kendi kendine söylenmeye başlamıştı. İsot Meheme kadında bir gariplik sezmişti ama yine de umursamaz bir tavırla sigarasını tüttürmeye devam etti.

Kadın dayanamayarak İsot Mehemenin karşısına dikilmişti. Kaşlarını çatmış ve korkunç bir yüz ifadesi ile bağırmaya başladı:

—Sen hanzo musun? utanmıyor musun bu kadar insanın sağlığı tehlikeye atmaya haaa!!!

İsot şaşırmıştı :
—Yahu abla ne oluyor? ne bağırıyorsun? karşında çocuk mu var?
—Elindeki sigarayı hemen söndür ! utanmaz bu kadar insanın içinde sigara içmeye kim izin verdi ?
—Abla bak kafamı bozma ! hem burada sigara içilmez diye bir levha mı var?
—Her yere levha mı asılması lazım? hem asılsa bile senin gibi hanzo’nun okuma-yazması mı var ki okuyup öyle davransın ! Hemen söndür bak şikayet ederim seni…
—Yav de get işine, kralına şikayet et ! sanki adam öldürmüşüz..

Tam o esnada önlerinden geçen polis arabasını durduran kadın İsot Mehemeyi göstererek şikayetçi oldu… Polis Mehemeye yaklaştı ve, “ne oluyor?” diye sordu?

İsot toparlandı yüz ve mimiklerine alabildiğine bir ciddiyet yükleyerek:

—Memur bey ben konjektüre göre davrandım. Ama işte şehir kültürü alamamış yarı köylü, proleterleşmemiş bu unsur bana saldırdı. Sebep bu açık alanda sigara içmem…

Kadın ciyak ciyak bağırıyor, ardından tehdit ve hakaretlerini sıralıyordu. Polis kadını susturduktan sonra sordu:

—Dumandan mı rahatsız oldunuz?
Kadın :
—Evet ben hastayım rahatsız oluyorum.
Polis :
—Kardeşim bak kadıncağız hastaymış yanında sigara içme.

İsot Meheme ciddi bir yüz ifadesi ile :

—Memur bey,biz anayasal kanunlara saygılı, her türlü sağ ve sol sapmalardan arınmış, opotünizmi hayatın somut maddi temellerinde mahkum etmiş mütevazi insanlarız. Proleter kültür ve terbiye bize böyle davranmayı emreder. Hatta Lenin üçüncü enternasyonelde bunu çok iyi anlatır. O dönemde revizyonist akımlar sosyalizmi emperyalizmin kucağında yok etmeye çalışmışlardı. Ama kararlı bir proleter anlayış onları kısa sürede tasfiye etti…

Polis :
—Ya kardeşim sen ne anlatıyorsun? Lenin kim ? Proleterya nedir? Revizyonist akım ne? Üçüncü enternasyonal falan ne alaka…

—Memur bey ben seksen kuşağındanım birbirimizi anlamakta zorluk çekebiliriz. Siz bu politik deyimlere yabancısınız, çünkü kitap okumuyorsunuz benim hayatım Marks, Mao, Lenin, Stalin’in eserlerini okumakla geçti. Ülkemizin somut koşullarını somut tahlillerle irdeleyemediğimiz için şimdiki kaos ve bunalımın maddi şartları oluştu. Eğer Stalin İngiltere ile anlaşmayıp sosyalizmin Avrupaya sıçramasını engellemeseydi ve Troçkinin Sürekli devrim tezi tukaka edilmeseydi şimdi ülkemizde sosyalizmi yaşamış olurduk.
Polis:
—Bey efendi lütfen sizi anlayamıyorum.
—Memur bey bakın konsepte göre davranıyorum. Şu anda oldukça detand bir durumdayım. Biraz daha yakınlaşırsak bir konsensüse varabiliriz…

—…….????

—Eğer o dönem Sosyalizmin gelişmesi Stalin tarafından engelenmeseydi ve dünya proleteryası emperyalizmin vahşi kolları arasında bırakılmasaydı Türkiye de şimdi sosyalist bir ülke olurdu. İşte bu zavallı kadında gelişmesini tamamlayıp tam bir proleter olurdu. Şu kadına da acıyorum valla… bir ayağı kırda, bir ayağı şehirde küçük burjuva özentileri ile donanmış; köylü kaypaklığı ile şehir emekçisinin birbirine karışmış hilkat garibesi ucube kişiliği…

Polis şaşırmış ve tek kelime edememişti. Kadını İsot Mehemeden uzak bir noktaya götürerek:
—Ablacığım sen bu adama karışma adamcağız kafayı yemiş, konuştuklarından tek kelime anlamadım. Her halde büyük bir rahatsızlık yaşıyordur. Kimbilir onu bu hale kimler getirdi? Uğraşma lütfen zaten allah vurmuş…

Kadın :

—Vah vah bilmiyordum. Allah yardımcısı olsun…

Kadın mahcup bir yüz ifadesi ile İsot’a yaklaştı:

—Kardeşim özür dilerim bilmiyordum, geçmiş olsun…

İsot Meheme kadına baktı ve gülümseyerek:
—Önemli değil abla, tanımıyorsun bilmiyorsun tabiki bu tür yanlışlıklar olacak…

Sonra kendi kendine konuşmaya başladı, “Polis benim politik bilincim önünde susup ikna oldu, kadın da konuştuklarından pişman oldu tabii… işte hayatın her alanında politik davranmak gerekir” diyerek keyifle otobüsüne bindi ve arkadaşına doğru politik düşünce ve önerilerle dolu bir tecrübe ile yola çıkmıştı…

Aziz GÜLMÜŞ
Mizah Yazarı

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s