Rojava’daki MLKP savaşçıları: Gelin ve devrim için savaşın

Rojava’daki MLKP savaşçıları: Gelin ve devrim için savaşın

Rojava’da devrimi savunan MLKP savaşçıları ETHA’ya konuştu: Bu devrimin destekçisi değil, bileşeniyiz, içindeyiz. Uzak kalınca sorular büyür, cevaplar flulaşır. Gelin, devrimi görün, hissedin ve katılın. Rojava’da savunma birlikleri içinde yer alın, MLKP saflarına katılın. Bunun için MLKP’li olmak gerekmiyor. Patimizin bayrağı altında mücadele edebilirler.

ROJAVA (Arzu Demir)- Marksist Leninist Komünist Parti (MLKP) savaşçıları, iki yıldır Rojava devriminin inşasında ve savunulmasında görev almak için Rojava’da.

YPG/YPJ’li olarak doğrudan cephede yer alan MLKP savaşçıları, son olarak IŞİD’in katliamlarının yaşandığı Şengal dağına da giderek, YPG ve HPG ile birlikte halkın savunulmasını üstlendi.

MLKP, Rojava devriminin savunulması sırasında genç savaşçısı Serkan Tosun’u şehit verdi.

MLKP savaşçıları neden Rojava’da? YPG ve YPJ içerisinde nasıl yer aldılar? Devrimin sorunları olarak neler görüyorlar? Rojava’nın ardından neden Şengal’deler? Devrimcilere çağrıları ne?

ETHA’nın sorularını MLKP savaşçılarından Özgür Şoreş, Seydo Koçer, Serkan Çiftçi ve Mustafa Dağ yanıtladı.

Komünist savaşçılar, Rojava devriminin destekçisi değil, parçası oldukları için Rojava’ya geldiklerini anlattı, “Bu devrim bizim devrimimiz” dedi. Partilerinin Ortadoğu devrim programını anlatan savaşçılar, Ortadoğu’daki yeni gelişmelerin ezilen halkların mücadelesi için yeni olanaklar sunduğunu hatırlattı, “Bu şansı devrimciler kaçırmamalı” mesajını verdi.

MLKP savaşçılarının son mesajı ise; “Devrimi savunmak için Rojava’ya gelin” oldu.

MLKP savaşçılarının sorularımıza verdiği yanıtlar şöyle:

MLKP savaşçıları olarak neden Rojava’dasınız?

Seydo Koçer: Rojava devrimini kendi devrimimiz bilerek buraya geldik. MLKP’nin Ortadoğu birleşik devrimi stratejisine uygun olarak da buradayız. Devrimin inşaasına katılmak ve devrimi savunmak için geldik.

Mustafa Dağ: Partimiz iki yıldır Rojava’da. Esasında Rojava devrimine bir destek değil, esasında partimizin programına uygun olarak Rojava devriminin bir bileşeni olarak buradayız. MLKP burada, Ortadoğu devrimi programına uygun olarak Rojava devrimine katıldı. İki yıl önce parti yoldaşları buraya gönderdiğinde de bu görüş açısı ile gönderdi. Hem uzun süredir burada olan hem de yeni gelen yoldaşlar şu görüş açısı ile hareket etti: Devrimin sahibi biziz. Burada destek kuvvet değiliz. Bu Türkiye-Kürdistan birleşik devrimi ve bölge devrimi perspektifine uygun bir durumdur. Enternasyonal dayanışma elbette var ama sadece bu değil. Türkiyeli devrimcilerin burada olmasının devrime kattığı çok katkı vardır. Özellikle Serkan yoldaşın şehadeti ile beraber bu başka bir anlam da kazanmıştır. Ama Rojava devrimini, MLKP’nin kendi devrimi bilerek geldik. Bunun dışında buradaki yoldaşların tek tek mücadelesi, özellikle Serkan yoldaşın şehadeti ise bir enternasyonal dayanışmayı örmek bakımından, bu örgütlenme kampanyasına dönüştürülmüş oldu. Kuzey’den özellikle Avrupa’dan katılımlarda yoldaşın şehadeti üzerinden yapılan çalışmalar etkili oldu.

ROJAVA HALKLARIN ÖZGÜRLEŞME SÜRECİNİN MERKEZİ OMUŞTUR

Birleşik devrim vurgusu yaptınız. Rojava devriminin birleşik devrim stratejisindeki yeri nedir?

Özgür Soreş: Türkiye partisiyiz, Kürdistan bileşeniyiz. Dolayısıyla Türkiye ve Kürdistan devriminin partisiyiz. Buradaki devrimin bir öznesi olmak için belli bir kuvvetle buraya geldik ve devrimin içinde yerimizi aldık. Burada bulunuşumuzun birinci yılında enternasyonal dayanışmanın yanı sıra devrime etkin katılmak ve savunmak için Türkiyeli devrimcilere de çağrı yapmıştık. Partinin bu açıklaması ve buradaki varlığı Serkan yoldaşın şehit düşmesi ile birlikte başka bir düzeye yükselmişti artık. MLKP’nin buradaki varlığı hem daha farklı bir ideolojik politik anlam, hem enternasyonal bakımından devrimi artık içinde savunma bakımından çok önemli bir rol oynadı. MLKP bu devrime katılarak, devrimin içinde kendi durumunu örgütleme, Kürt devriminin öznesi olma, buradan hareketle Ortadoğu devrimini, Türkiye’de birleşik devrimini geliştirme bakımından çok önemli rol oynuyor. Bizim buradaki varlığımız, hem Türkiye devrimi, hem Kürdistan devrimi, hem de Kürdistan devriminden hareketle Ortadoğu devrimi için önemli bir rol oynuyor. Zaten bugün Rojava devrimi artık Kürdistan devriminin kalbi haline gelmeye başladı. Kuşkusuz değişkenlik taşıyabilir ama şu an böyledir. Rojava devrimi artık tüm ulusal bileşenleri ve inançsal toplulukları etkileyen ve etrafında örgütleyen bir görünüm aldı. MLKP, Kürdistan’a dair analizleri 3. kongreden örgütsel adımlarla başlayp, 4. kongre ve sonraki süreçlerde de geliştirdi. ‘Bölgesel devrimler, ülke ülke yanyana gelecekler, birleşecekler, ondan sonra birlikte devrim başlatacaklar’ tezi çökmüştür. Bu kitabi, hayali ve soyuttur. Bir ülkeden başlayan, coğrafyadan başlayan devrimlerdir. Sovyetler’de, Balkanlar’da böyle oldu. Şimdi de Rojava’da Kürt halkının, dolayısıyla Kürdistan’da başlayıp, diğer halkların özgürleşme sürecinin merkezi haline gelmiştir. Bu bakımdan kavranacak temel halkalardan biri Türkiye ve Ortadoğu’nun özgürleşmesinin, Kürdistan devriminden geçtiğini net görmek gerekir. Dolayısıyla 30 yıllık gerilla ve özgürlük hareketinin, Türkiye ve Kürdistan devrimini, oradan hareketle Ortadoğu devriminin özgürleştirilmesinin önemli bir toplumsal tarihsel dayanağı olur. MLKP bunu kavramıştır, anlamıştır. Buna göre de Rojava devriminde yerini almıştır.

ROJAVA DEVRİM ALGIMI DEĞİŞTİRDİ

Rojava devrimi, genç bir komünist savaşçı olarak senin için ne anlam ifade ediyor? Devrim algısı bakımından Rojava ne anlama geliyor?

Serkan Çiftçi: Rojava tarihi bir süreçten geçiyor ve biz de bunun bir parçasıyız. Ortadoğu’da bir devrim var ve bunun içindeyiz. Devrim algım burada değişti. Devrimin sorunları nelerdir? Bir devrim nelerle uğraşıyor? Devrimin bir kadrosu nasıl olmalıdır? sorularını sorduran gelişmeler yaşıyoruz. Algımız hep şöyleydi: Devrim için halk sosyalist olmalı. Ben de böyle düşünüyordum. Rojava’da devrimin bu şekilde olmayacağını görmüş oldum. Rojava’da halkın tamam-ı YPG ya da PKK’yi biliyor muydu? Bilmiyordu. Ama bugün bakıyorsun bütün halk, YPG ve PKK etrafında örgütlenmiş durumda. Demek ki burada partinin öncü rolüne ve devrimi nasıl inşa ettiğine bakmak gerekiyor. Özellikle Rojava devrimi böyle bir değişimi yarattı bende.

DAHA ÇOK ASKERİ ALANDA YER ALIYORUZ

MLKP savaşçıları olarak 2 yıldır buradasınız. Devrimin örgütlenmesi ve savunulmasının hangi aşamalarında nasıl yer aldınız?

Mustafa Dağ: Ağırlıkta içinde yer aldığımız çalışma alanı devrimin savunulması, yani askeri alan. Gelen yoldaşların önemli bir kısmı bu alanda görev aldı. Halen de savaş ve çete saldırıları devam ettiği için yoldaşlar önemli oranda mevzilerde, taburlarda konumlanmış durumdalar. Bunun dışında iyasi alanın belli yerlerinde; sağlık ve belediye alanlarında görev alan, sorumluluk üstlenen, birikim ve deneylerini katan yoldaşlarımız oldu. Devrimin inşaasının o kadar çok sorunu var ki. Sıfırdan her şeyi inşa ediyorsunuz, dolayısıyla en esas olan halihazırda devrimi savunmaktır. Savunulmadığında diğerlerini de inşa etmekte zorlanıyorsunuz.

Savunma derken, doğrudan cepheyi, pratik savaşı kast ediyorsunuz?

Mustafa Dağ: Evet cephede. Savaşan, düşmanla karşı karşıya sıcak çatışmanın içindeyiz. Sadece Rojava devrimi değil, Güney Kürdistan’da da başlayan Şengal direnişinin içinde yer alan yoldaşlarımız var. Burada da başından beri de hep böyle oldu. Ama diğer alanda kalan yoldaşlar, sağlık, belediye, siyasi alan çalışmalarında olan yoldaşlar da öyle anlar oldu ki, cepheye gitmek durumunda kaldı. Bir doktor bazen cephede hem doktor hem de savaşçı olarak yer almak durumunda kalıyor. Dolayısıyla Rojava devrimi başladığından bugüne kadar çete saldırılarının bir yıllık sürecinde herkes farklı çalışma alanında yer alsa da esas olan savunma olduğu için, çatışma yoğunluğu yaşandığında herkes bir biçimde orada yer aldı. Partimizin bugün için en çok üzerinde durduğu devrimin savunulması. Dolayısıyla şu anda da yoldaşların bir çoğu cephede.

TABURLARIN YÖNETİMİNDE YER ALAN YOLDAŞLAR VAR

Şengal’e güçlerinizi gönderdiğinizi bugün açıklamanızdan öğrendik. O konuyu da sormak istiyorum. Ancak ondan önce YPG içerisindeki durumunuzu konuşmak istiyorum. YPG içerisinde nasıl yer alıyorsunuz? Nasıl bir hukuk, nasıl bir mekanizma var aranızda?

Mustafa Dağ: Bizim YPG’deki varlığımız şu: MLKP gücünü YPG’de birleştirmiş durumda. Rakamsal olarak değerlendirmiyorum. YPG devrimi savunan bir güçtür. Rojava’nın ortak gücüdür. Dolayısıyla onun içindeki varlığımız dışarıdan misafir, destekçi vs değil, tamamiyle bileşenidir. Görev ve sorumluluk alan, bazen taburların yönetiminde yer alan yoldaşlar var. Kimi yerlerde savaşçı biçimde yer alan yoldaşlar var. Dolayısıyla bizim YPG içindeki varlığımız dışarıdan bir örgüt gibi değil. Bütün arkadaşlar bizim MLKP’li olduğumuzu bilir. İlişkiler yoldaşçadır. Rojavalı olanların dışında başka coğrafyadan gelip onlar gibi savaşanları görmüş olmak onları mutlu ediyor. Devrimin en çok buna ihtiyacı var. Uluslararası enternasyonal dayanışmaya. Bu yan hala çok eksik kalmış durumda. Dolayısıyla bizim varlığımız onlar bakımından başından da kabul görmüştü ve önemli bulunmuştu. YPG ile ilişkilerimizde dışarıdan bir örgüt duygusunu hiç yaşamadık. Genelde; burada herkes gücünü YPG ve YPJ’de birleştirmiş ve savaşıyor, devrimi savunuyor.

GELİN GÖRÜN, UZAK KALINCA SORULAR BÜYÜR

Özgür Soreş: Rojava devriminin temel ihtiyacı bugün savunmadır. Devrimin inşaası ve diğer görevlerin başarıya ulaşmasının yolu da askeri olarak Rojava’yı savunabilmekten geçiyor. Nihayetinde savaş ve savunmanın bir kısmı teknik ile ilgili olsa da yine de belirleyici olan insan gücüdür. Rojava devrimi bakımından hala bu geçerlidir. MLKP de bu bilinçle ilişkileniyor, buna göre konumlanıyor. Herhangi bir sorun yok. Savaşmak isteyen ve özgürlük isteyenlerin çok da ciddi bir sorunu olmaz. Ayrı partiler, ayrı örgütler, ayrı görüşlerde kimi farklılıklar olsa da nihayetinde bir halkın özgürleşme mücadelesi için gelenlerin çok ciddi bir sorunla karşı karşıya kalacaklarını zannetmiyorum. Biz en azından yaşamadık burada. Daha güzel ve insani, dostane devrimci ilişkiler yaşanıyor. Türkiyeli devrimciler ve demokratların, yüreği devrim ile birlikte atanların gelip bunları yaşaması, görmesi gerekir. Bu yönde de çağrı yapıyoruz. Uzak kalınca sorular büyür, cevaplar flulaşır. Az önce Serkan yoldaş, ‘Devrim algım değişti’ dedi. Bu çok önemli. Ancak Türkiyeli devrimcilerin devrimi algılamayan devrimciliği devam ediyor. Türkiye ve Kürdistan devrimini Ortadoğu devrimi ile birleştirme avantajına sahibiz. 1990′lardakini kaçırdık. Türkiye devrimci hareketi şimdi ikinci bir sınavla karşı karşıya. Bir devrim fırsatı daha doğdu. Biraz geç kalınmış olsa da yine de devrimin içindeyiz. Ve devrim genişleyerek devam ediyor.

Az önce Mustafa Dağ söyledi. ‘Bir gücümüz Şengal’e gitti’ dedi. Orada bulunmanızı nasıl tanımlıyorsunuz?

Özgür Şoreş: Rojava devrimi Kürdistan devrimidir. Rojava’da YPG ve Rojava savunmasını yapan tüm devrimci kuvvetler aslında Kürdistan devrimini savunmak için varlar. Bunun bilinciyle hareket ediyorlar. Bu bilinç Rojava devriminin oluşumunda da vardır. Biz de MLKP olarak YPG’nin içinde Rojava bölümünde zaten savaşıyoruz, varız. Yanıbaşımızda Güney Kürdistan halkına kapsamlı bir saldırı var. Güney Kürdistan’da KDP’nin işbirlikçi çizgisinin Kürdistan’ı savunmaya yetmediğini, IŞİD saldırılarını Rojava devrimini zayıflatmak için bir fırsata dönüştürmeye çalıştığını ilk günlerde gördük. Rojava devriminin savunulması, bütün Kürdistan’a yönelik saldırılara cevap vermekten ve oralarda savunma yapmaktan geçer. Sadece Rojava’nın sınırları içine sıkışmış bir savunma ile değil, Kürdistan coğrafyasında bir savunmayı örgütleme ve Kürdistan’ı özgürleştirerek, Rojava devriminin kendi inşaasını savunmasını örgütleyebileceği açığa çıkıyor. Bu konjonktürde oranın da özgürleşme olanakları ortaya çıkmıştır. Bunu ancak YPG ve devrim görüş açısına sahip kuvvetler başarabilir. MLKP de bu bilinçle Şengal’e gitmiştir. Mütevazi bir kuvvetle oradayız. Ama politik ideolojik ve askeri bakımdan anlamlı bir kuvvet.

DEVRİM ALANI GİTTİKÇE GENİŞLİYOR

Ortadoğu’da IŞİD’in saldırısıyla yeni bir durum ortaya çıktı. Sınırlar bir kez daha değişti. Ne oluyor Ortadoğu’da? Bu yeni durum ezilen halkların mücadelesi açısından nasıl bir zemin sunuyor?

Seydo Koçer: Devrim alanı gittikçe genişliyor, devrim kök salıyor. Bu da emperyalist devletlerin çıkarlarına ters düşen bir durum. Çünkü devrimin genişlemesi onlar için hayra alemet değil. ABD, Irak ve Suriye’nin müdahale etmeye yönelik açıklamaları da bunun göstergesi. Onları tedirgin eden noktalar var: Örneğin, Avrupa ülkelerinden gelip IŞİD’e katılanların daha sonra geri dönmesi, onları tedirgin ediyor. Diğer taraftan KDP’yi silahlandırarak güçlü bir konuma getirmek de var. Aynı zamanda bunu devrime karşı kullanma durumu da söz konusu.

ULUSLARARASI DEVRİMCİ GÜÇ YARATMALIYIZ

Serkan Çiftçi: Rojava bir çembere alınmış durumda. Emperyalist güçler ve Türkiye, Rojava’yı bitirme planları kuruyor. Emperyalist güçler Rojava devrimini boğmak istiyor. Bu nedenle emperyalist güçlere karşı enternasyonal devrimci bir güç yaratmak gerekir. Bu ancak Rojava’da biriktirerek yapılır. Sadece sözlerle ve belirli kampanyalarla değil, tamamen burada devrimi pratik olarak savunmakla olur. Benim kendime de biçtiğim görev odur. Pratik olarak, uluslararası emperyalist güçlere karşı uluslararası devrimci güç yaratma. Bu devrimci güç, şu anda Rojava için en acil görevdir.

Mustafa Dağ:IŞİD bir sonuç olarak ortaya çıktı. Aslında bütün Arap baharı iki sonucu çıkardı. Birincisi, Rojava devrimi. İkincisi; IŞİD. Ellerinde tuttukları coğrafya çok azınsanmayacak önemli kaynakların olduğu Türkiye, Suriye, İran ve Irak’a uzanan bir hatta. Önemli bir güç ve bu gücü nasıl elde ettikleri, önemli bir şey.

Bu savaş nasıl devam edecek ve siz nasıl bir politika izleyeceksiniz?

Mustafa Dağ: Bu soru önemli bir yerde duruyor. Emperyalistler, Esad ve İran’ı yok ederek, aslında kendi istediklerini, Ortadoğu projelerini hayata geçirmek istiyorlardı ama önemli bir direniş ile karşı karşıya kaldılar. Suriye’de Esad bir yerde, diğer yanda Rojava var. Küçük bir bölge ise İslamcı örgütlerin elinde. IŞİD ise bugün emperyalist devletlerin ve işbirlikçisi bölge devletlerin ürünü olarak ortaya çıktı. Arkasında Katar, Suudi Arabistan ve Türkiye ile ABD var. Ancak ABD’nin Ortadoğu politikalarında bir değişiklik oldu. Dün ki Sünni eksen politika artık ABD’yi ileriye götürmüyor. Bu politika IŞİD olarak ortaya çıktı. ABD, Esad ile olan ilişkilerini dünkü gibi yürütmüyor. Daha başka bir biçime dönüşmüş durumda. Bir anlaşma olduğu açık ortada. Irak’ta ise sorun olan Maliki’yi değiştirdiler. İran ile ilişkileri de farklılaşmaya başladı. Öne yandan KDP’nin merkezinde durduğu işbirlikçi bir Güney Kürdistan var. Bunun dışında kalan ise Rojava devrimi ile Güney Kürdistan’da Kürdistan Savunma Birlikleri olarak yer alan güçler var; YNK, Goran ve HPG var.

Tam da bu anda ne yapmak gerektiğini düşünüyorsunuz?

Mustafa Dağ: Buradaki varlık nedeninimiz ezilen halkların ve ezilen halkların öncüleri ile bir ortak birlikteliğini örgütlemek, Ortadoğu demokratik devrimini örgütlemek. Hiçbir güç, Ortadoğu’da ezilen halklara yönelik saldırılar karşısında tek başına bir güç değil. Dolayısıyla ortak gücü örgütleyebilecek herkesin belli düzeyde ittifakları da yapacak bir görüş açısından hareketle gitmesi gerekiyor. Kürdistan Savunma Birlikleri’nin oluşumu önemli bir yerde duruyor. Burada sadece Kürtlere yönelik bir saldırı yok. Türkmenlere, Araplara yönelik saldırılar da var.

Özgür Şoreş: Rojava’da başlayan sürecin kendisine devrimle bakan, devrimi algılayan, bunun sorumluluğu ile hareket eden kuvvetler ancak kendisini genişletebiliyorlar. Dikkat edersek, hem emperyalistler yenilgiler yaşadılar, hem işbirlikçileri. Ve özgürlük için mücadele edenler ya da buna en çok ihtiyaç duyan ama buna doğru bir şekilde yaklaşan kuvvetler ancak ayakta kaldılar. Hem Türkiye, hem dünya devrimcileri kaçınılmaz olarak burada başlayan devrimi, yayıan devrimi çok hızlı okumaları gerekir. Bu devrim, toplumsal dayanışmalarla desteklenecek bir devrim değil. Silahlı mücadeleyi de kapsayan kendini başka boyutları ile ortaya koyan bir devrimdir.

ETHA

DEVRİMCİLER ROJAVA İÇİN YETERSİZ KALDI

Bugün Ortadoğu’da inançların ve halkların, insanlığın insanca yaşamı bakımından ne emperyalizme ne de IŞİD gibi inançları gerici temelde halklar üzerinde barbarca bir kıyıma dönüştürmeye izen vermeyen bir Rojava devrimi. Bu bakımdan Rojava devrimi geleceği temsil ediyor. IŞİD’i destekleyen AKP gerçeğini teşhir etmek ve buna karşı mücadeleyi yükseltmek gerekir. Dünya devrimcileri Rojava’ya gelmekte veya bulundukları yerde mücadelenin daha gelişkin biçimlerini açığa çıkarmakta yetersiz kaldı. Bunda Türkiye’de Kemalizmin, Batıcı aydınlanmanın etkisi olduğunu düşünüyorum. Ortadoğu’da başlayan bu devrimin IŞİD gericiliği ile boğulmaya çalışıldığını görmek gerek. Gelişmelerin kendisi, bizim bakımımızdan Ortadoğu’da daha çok ortaya çıkan ve genişleyen bu devrimci seçeneği savunmayı gerektiriyor. Rojava’da başlayan ve Şengal’e doğru yayılan bir devrim yaşanıyor. Bunu savunmak ve desteklemek gerekir.

image

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s