Stalin sürgünü Kürtler Rusya’dan özür bekliyor. SOĞUKTAN VE AÇLIKTAN 50 BİN KÜRT ÖLDÜ

Stalin sürgünü Kürtler Rusya’dan özür bekliyor
Eski Sovyet coğrafyasında yaşayan Kürtler Stalin tarafından bir tehcire dönüştürülen Kürt sürgününü sorguladılar. Rusya’nın başkenti Moskova’da bir araya gelen Kürt kurumlarının temsilcileri ve sivil toplum örgütleri, binlerce Kürdün ölümüyle sonuçlanan 1935 ve 1945 sürgününün yıl dönümünde bir anma toplantısı gerçekleştirdiler. Moskova Halklar Evi’nde yapılan yuvarlak masa toplantısı, sürgünler sırasında yaşamını yitiren yaklaşık 50 bin Kürdün anısına yapılan saygı duruşuyla başladı. Sürgünler hakkında bilgi veren konuşmacılar, Rusya hükümetinin Stalin dönemi arşivlerini açmasını istedi. Kürtlerden özür dilenmesi gerektiğini de belirten konuşmacılar, sürgüne taraf olan bölge ülkelerinin kültürel hakların geliştirilmesi için katkı yapmasını da talep ettiler. Toplantının açılış konuşmasını yapan Kazakistan Kürt Topluluğu eski temsilcisi Bedire Musa Süleymanov, İkinci Dünya savaşı ve geriliminin yaşandığı dönemdeki Kürt sürgünlerine dikkat çekti. Bu dönemde yeni kurulmuş Türkiye’deki Kemalistlerin faşist Alman devleti yanlısı eğilimler göstermesi üzerine Sovyet iktidarının Güney Kafkasya sınırları üzerinde ek önlemler alarak yeni bir demografik düzenleme yaptığını hatırlatan Süleymanov, bu düzenleme ile Güney Kafkaslardaki on binlerce Kürdün topraklarından edildiğini, binlercesinin de yollarda donarak öldüğünü anlattı.
SOĞUKTAN VE AÇLIKTAN 50 BİN KÜRT ÖLDÜ
Süleymanov’un verdiği bilgilere göre Sovyet iktidarının o dönemde aldığı demografik düzenleme kararının ardından Kasım ayında Sovyet orduları Güney Kafkasya sınırlarındaki Eres ırmağı kıyılarından Karankayanski bölerinde bulunan Kürt köyleri ile Nahcıvan’da ki 12 Kürt köyünün etrafını sardı. Sovyet birlikleri, Kürt köylülerin birkaç saat içinde evlerinden çıkıp köy meydanlarında toplanmalarını istedi. Sadece giysileri ve çocuklarını alabilen Kürtler, askerler eşliğinde hayvan taşınan yük trenlerine bindirilerek gönderildi. Yollarda soğuk ve açlıkla boğuşan Kürtlerin bekletildikleri istasyonlarda bile trenlerden inmelerine izin verilmiyordu. Soğuk ve açlıktan ölenler ise bir çöp gibi trenlerden atılıyor, istasyonlardaki temizlik görevlileri tarafından götürülüyordu. Her bekletildikleri istasyonda bir öğün yemek veriliyordu. Güney Kafkasya sınırlarından Kazakistan’a normalde 3 gün sürmesi gereken yolculuk, sağ kalanlarla ancak bir ay içinde tamamlanabildi. Burada Kürtçe’den başka dil bilmeyen Kürtlerin toplu yaşamına izin verilmedi ve 110 ayrı bölgeye dağıtıldı ve çok uzun süre yerleştirildikleri köy ve kasabaların dışına çıkışları yasaklandı. Bu bölgeler daha çok Kazakistan’da nüfusun seyrek olduğu bozkırlardaki yerleşim yerleriydi. Böylece yoluculuk sırasında sağ kalmayı başaran birçok aile de yeniden parçalanmış oldu. Bu sürgünlerde tam olarak ne kadar insanın öldüğünün kayıtları ise devlet arşivlerinin dışında bilinmiyor. Ancak ilk sürgünlerin bittiği 1939’larda Kazakistan’da yapılan nüfus sayımlarında 2 bin 400 kişi kendini Kürt yazdırmıştı. Oysa sürgün edilenlerin sayısı 30 bin civarındaydı. 30 bin Kürt’ten arta 2 bin 400 Kürt kalmıştı. Sürgün sırasında ölenler kadar ayrı bölgelere düşerek yakınlarını ve ailelerini kaybeden Kürtlerin durumu da bir trajediydi…
İKİNCİ SAVAŞTA İKİNCİ KÜRT SÜRGÜNÜ
İkinci sürgünler 1944 yine İkinci Dünya Savaşının gerginliği içinde gerçekleşti. Hem Müslüman oldukları hem de feodal ve kır toplumu özelliklerini taşıdıkları için Kürtler, sosyalist sistem içine girmekten kaçındılar ve bu yüzden Sovyetler tarafından sabıkalı bir toplum olarak değerlendirildi. Bu nedenle Gürcistan ile Türkiye sınırlarında yaşayan Kürtler sürgüne tabi tutuldu. Buradan Kazakistan’a sürgün edilenlerin bazıları yaşadıkları zorlukları tekrar yaşama korkusuyla milliyetlerini değiştirerek kendini Azeri ya da Gürcü göstermeye başladılar. Bunların bazıları 1980’den sonra Kafkaslara geri döndüler.
KÜRTLERE AİT TOPLU MEZAR
1990’larda Çimkent sınırlarındaki Lisyabolka kasabası yakınlarında bulunan Kürtlere ait toplu mezarda 60’a yakın ceset bulunmuştu. Mezar üzerine yapılan incelemelerde cesetlerin 1935’te öldürülen Kürt erkeklerine ait olduğu anlaşıldı. Yine de Sovyetlerin etkilerinden çekinildiği için yeterli inceleme yapılamamıştı. Ancak daha sonra yapılan incelemelerde, bu katliamın, Stalin’in askerleri tarafından 1935’lerde yolda öldürülmeyen Kürtler üzerinde uygulandığı ortaya çıktı.
(…) Kürtler de son on yılda olduğu gibi bu yılda ölen yakınlarının 70. yıl dönümde kaybettikleri yakınlarını andı. Anmaya katılan bazı konuşmacılar ise o dönemde Kürtlerin yanı sıra Yunan, Çeçen ve Kore halklarının da sürgün edildiklerini hatırlattılar. Moskova Kürt Kültür Otonomisi Başkanı Metlep Osmanov ise Sovyet denetimindeki Kürt katliamlarının sadece sürgün ve fiziksel katliamlarla sınırlı olmadığını, 1926 sayımlarında  Laçin’de 232 bin Kürdün katledildiğini, 1989 Azerbaycan nüfus sayımlarında kaydedilen Kürtlerin sayısının ise sadece 153 bin olduğunu vurguladı. Buna göre Azerbaycan’daki Kürtlerin 70 yıl içinde 79 bin azaldığını aktaran Osmanov, toplum olarak çok çocukluluk kültürleri olan Kürtlerin bu yıllar içinde iki kat artış göstermeleri beklenirken neden azaldıklarını sordu. Osmanov, bubub “beyaz katliam” olarak bilinen asimilasyon politikasının bir sonucu olduğuna vurgu yaptı.

Fırat Haber Ajansı

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s