Dersim’li iş adamı Hamdi Ulukaya Kobani için 2 milyon dolar bağışladı!

ABD’deki yatırımlarıyla ünlenen Dersîm’li işadamı Hamdi Ulukaya, IŞİD saldırısı altındaki Kobani’ye 2 milyon dolar bağışladı.

Adını Kobani’den alan Chobani adlı yoğurt firmasının kurucusu ve sahibi Hamdi Ulukaya, Kobani için 2 milyon dolarlık yardımda bulundu. IŞİD kuşatmasındaki Kobani’de katliam yaşanabileceğini söyleyen Ulukaya, “Ya oradaki katliamı seyredeceğiz ya da o insanları kurtarmak için bir şeyler yapacağız” diye konuştu.

Chobani yoğurtlarının sahibi Hamdi Ulukaya’nın 2 milyon dolarlık bağışı, IŞİD nedeniyle bölgeyi terk etmek zorunda kalan Kobani halkı için kullanılacağı belirtildi.

Yaşamı

Hamdi Ulukaya 1972 yılında Erzincan’da doğdu. Ailesinin kökeni Dersîm’in Pertek ilçesine dayanır. Kürt asıllı Türk vatandaşı olup , Amerika’ya göç ettiğinde Amerikan vatandaşı olmuştur. Ankara Üniversitesi’nde Siyaset Bilimi eğitimi aldıktan sonra 1994’te ABD’ye gitti ve 1997 yılında University of Albany’de eğitim görmeye başladı.

İş hayatı

Babasının tavsiyesi üzerine 2002’de New York’un taşrası sayılabilecek Euphrates’te beyaz peynir firması açtı. 2005’te Utica yakınlarında Kraft’a ait kapalı eski bir yoğurt fabrikası satın aldı ve Chobani adını verdiği şirketi kurdu. 2007 yılında Kürt usulü Süzme yoğurt üretimine başladı ve ABD’de popüler oldu. Ulukaya 2009’da The Business Review dergisinin 40 yaşın altındaki en başarılı 40 girişimci listesinde yer aldı.

2012’de Idaho’da 450 milyon dolarlık yeni bir tesis açtı ve Avustralya’da bir süt çiftliği satın aldı. Bloomberg’e göre 2013’te mal varlığı yaklaşık 5.4 milyar dolar olarak açıklandı ve Chobani ABD’nin en çok satan yoğurt markası olarak adlandırıldı.Haziran 2013’te Ulukaya Ernst & Young World Entrepreneur Of The Year 2013 seçildi.

Reklamlar

HPG, YJA STAR gerilllaları ile peşmerge güçlerinin Celawla’nın kuzeyinden kasabaya girdi

Bugün sabah saat 4.30 da Xaneqin’e bağlı Celawla ile Sadiye’de bulunan DAİŞ çetelerine yönelik HPG ve YJA STAR gerilllaları ile peşmerge ve Irak hükümet güçleri ortak bir operasyon başlattı. 

HPG, YJA STAR gerilllaları ile peşmerge güçlerinin  Celawla’nın kuzeyinden kasabaya girdiği belirtildi. Halen şiddetli çatışmaların sürdüğü de kaydedildi.

http://ajansafirat.com/news/guncel/gerilla-ve-pesmergeler-kuzeyden-celawla-ya-girdi.htm?utm_source=twitterfeed&utm_medium=twitter

Sigarayı bıraktıktan sonra vücudumuzdaki değişiklikler!

Sigarayı bıraktıktan sonra vücudumuzdaki değişiklikler!

Son sigarayı içtikten 20 dakika sonra:

•Kan basıncı normal sınırlara iner
•Kalp atım hızı yavaşlar
•El ve ayaklar ısınır

8 saat sonra:

•Kandaki karbon monoksit seviyesi normale döner
•Oksijen seviyesi yükselir

24 saat sonra:

•Kalp krizi riski azalmaya başlar

2 gün sonra:

•Koku alma ve ağzınızın tadı yerine gelir, 
•Sinir uçlarındaki hasar tamir olmaya başlar

1 hafta ila 3 ay içerisinde:

•Nikotin vücuttan tamamen temizlenir
•Kan dolaşımı düzelmeye başlar
•Vücudun enerji düzeyi yükselir
•Yürümek kolaylaşır
•Solunum kapasitesi %30 artar
•Öksürük, sinüslerde doluluk, nefes darlığı azalır

1 yıl sonra:

•Akciğerler kendini temizleme yeteneğini tekrar kazanır
•Sigara içen birisine göre sigaraya bağlı kalp krizi riski yarıya düşmüştür.

5 yıl sonra:

•5 ila 15 yıl içerisinde inme ve felç riski hiç sigara içmemişlerin seviyesine iner

10 yıl sonra:

•Akciğer kanseri riski sigara içenlerin yarısına düşer
•Ağız, gırtlak, yemek borusu, idrar torbası, böbrek ve pankreas kanseri riski azalır

15 yıl sonra:

•Artık kalp damar hastalığı riski hiç sigara içmeyen birisi ile aynıdır
•Sigaraya bağlı ölüm tehdidi hiç sigara içmeyen birisi ile aynıdır

Görüldüğü gibi sigaranın kötülüklerinden kurtulmak bir süre alır ama her geçen sigarasız dakika vücut kendini tamir edip sağlığını kazanır.
Bir grup insan ise sigarayı bırakırsa kilo alacağından korkar. Sigarayı tamamen bırakanlar arasında ortalama kilo alımı sadece 2.5-4 kilodur Asıl gerçek ise, sigaranın yarattığı sağlık tehdidine eş bir tehdit ancak 40 kilo alımı ile mümkündür. Bu da sigaranın tek başına yarattığı riskin büyüklüğünü açıkça göstermektedir. Kilo alımından kaçınmak için şu ip uçları verilebilir;

•Sigarayı bıraktıktan sonra kilo almanın en önemli sebeplerinden biri ağza bir şey koyma alışkanlığıdır. Bu istek duyulduğunda yiyecek yerine kürdan, Red Kit’in yaptığı gibi saman yada şekersiz çiklet tercih edilebilir. Yani ağzınızı kandırın!
•Lifi bol, kalorisi düşük yiyecekler seçin.. Çiğ sebzeler yada meyveler yiyin, bunlar sigaranın pasından kurtulan dil için güzel tatlardır
•Abur cuburu boş verin, bol su için.

Yıllarca sigara içen çoğu insan sigarayı bırakınca bir anda tertemiz olmak ister. Fakat 40 yıl sigara içip sonra bir haftada her şeyi toparlamak mümkün değildir. Sigara dumanının ve nikotinin yarattığı hücre harabiyetini düzeltmek için C vitamini, E vitamini, selenyum gibi antioksidanların faydası vardır. Fazlalığı damarlara zararlı bir madde olan homosisteini düşürmek için folik asit ile B12 ve B6 vitaminleri kullanılabilir. Balgam söktürücü şuruplara, akciğer kendini temizleyeceği için gerek yoktur. 
Haftada en az üç, günde de 30 dakika tempolu yürümek yada spor yapmak, taze sebze meyve ile beslenmek, hayvansal yağlardan ve fazla kaloriden uzak durmak, lifli gıdaları ihmal etmemek sigarayı bırakanların yaşam sloganı olmalıdır.

Sigaranın vücudunuzda meydana getirdiği hasarın belki zaten farkındasınız – nefes darlığı, uzun süreli faranjit ve sabah öksürükleri… 
Sigara astım hastalığını artırır ve kronik obstrüktif akciğer hastalığın en etkili sebebidir. 
Neyse ki, vücudunuz son sigaranızı söndürmenizi takip eden birkaç dakika içinde kendi kendini onarmaya başlar. Sigarayı bırakmanın sağlığınıza büyük yararı olacaktır – çok uzun yıllardır içiyor olsanız bile. 
Sigarayı bırakmak, sağlıklı bir yaşam sürmek için atabileceğiniz en önemli adımdır. Unutmayın, değişim için hiçbir zaman geç değildir. 

Son Sigaranızdan…
20 Dakika Sonra
Kan basıncınız düzelir
Kalp atışlarınız normale döner
El ve ayak ısınız normale döner

8 Saat Sonra
Kanınızdaki nikotin ve karbonmonoksit düzeyi yarıya düşer
Kanınızdaki oksijen seviyesi normale döner 24 Saat 
SonraKarbonmonoksit vücudunuzdan tamamen atılır
Akciğerleriniz sigaranın neden olduğu mukusu temizlemeye başlar
Kalp krizi riskiniz azalmaya başlar 48 Saat 
SonraVücudunuzdaki nikotin tamamen temizlenir
Koku ve tat duyularınızda artış kaydedilir 

72 Saat Sonra
Nefes almanız kolaylaşır
Enerji seviyeniz yükselir 2-12 Hafta 
SonraKan dolaşımınız daha sağlıklı gerçekleşmeye başlar
Akciğer fonksiyonunuz %30 oranında artar
Yürüme ve koşmanız kolaylaşır 3-9 Ay 
SonraÖksürük ve göğüsteki hırıltılarınız azalır.
Nefes alma sorunlarınız iyileşir
Akciğerlerinizin enfeksiyona karşı direnci artar 

1 Yıl Sonra
Kalp hastalığı riski, sigara içmeye devam eden birinin taşıdığı riskin yaklaşık yarısına iner 

5 Yıl Sonra
Ağız ve gırtlak kanserinden ölme riskiniz azalır 

10 Yıl Sonra
Akciğer kanserine yakalanma riskiniz, sigara içmeye devam eden birinin taşıdığı riskin yarısına iner
Kalp hastalığı riskiniz hiç sigara içmemiş birinin taşıdığı riskle aynı seviyeye iner 

15 Yıl Sonra
Felç geçirme ve kalp krizi riskiniz hiç sigara içmemiş birinin taşıdığı riskle aynı seviyeye iner

Sigarayı Bırakanlara Sağlıklı Beslenme Önerileri

Sigarayı bırakma ile birlikte tat ve koku alma duyusu iyileştiği için besinlerinizi yavaş tüketerek her lokmanın keyfini çıkarın. Unutmayın ki sigarayı bırakmak ve sağlığınıza kavuşmak için en önemli neden kendinizsiniz.
Yaşamın her döneminde yeterli ve dengeli beslenme sağlığın korunması için esastır. Bu nedenle, dört besin grubunda bulunan çeşitli besinler en az 3 ana ve 3 ara öğünde yeterli miktarlarda alınmalıdır.
Bu geçiş döneminde kilo kontrolünü sağlamak amacıyla; acıkıldığında ya da yeme ihtiyacı duyulduğunda tüketilecek besinlere dikkat edilmelidir. Örneğin sıcak çikolata yerine süt içilmesi ; tatlı yerine meyve yenilmesi, kalorisi yüksek kuruyemişler yerine kuru meyvelerin tüketilmesi tercih edilmelidir. Evde ya da işyerinizdeki çekmecede enerji yoğunluğu yüksek besinlerin bulundurulmaması, çay veya kahveyle birlikte sigara içilmesi istendiğinde taze sıkılmış meyve suyu ya da meyve özlü çayların tüketilmesi tercih edilmelidir.
Yemek yerken, porsiyon büyüklüklerinin azaltılması, küçük kase ve tabaklar kullanılması da kilo kontrolünün sağlanmasına yardımcı olacaktır.
Sigarayı bırakan bireylerde savunma sistemini güçlendirmek ve oluşan serbest radikallerin vücuda verdikleri hasarın vücut tarafından onarılmasına yardımcı olmak amacıyla antioksidan vitaminlerden zengin sebze ve meyve tüketiminin arttırılması gerekmektedir. İmkanlar dahilinde her gün mevsiminde bol bulunan sebze ve meyvelerden en az 5 porsiyon tüketilmesi önerilmektedir.
Sigarayı bırakanlarda görülen bir diğer sorun kabızlık şikayetleridir. Kabızlık şikayetlerinin azaltılması için, tam tahıl ürünleri ve kepekli ürünleri tercih etmek, kuru meyvelerden özellikle erik, incir ve kayısı tüketimini arttırmak, posa içeriği yüksek olması nedeniyle sebze ve meyve tüketimini arttırmak önerilmektedir. Şikayetlerin azaltılmasında haftada en az 3 kere yarım saat kadar tempolu yürümek veya sabah kahvaltıdan önce 15 dakika boyunca karın kaslarının çalışmasını sağlamak da yararlı olacaktır.

Sigaranın vücutta neden olduğu toksik maddelerin atılabilmesi için en iyi kaynak sudur. Bu nedenle, her gün en az 2-2.5 litre (12-14 su bardağı) su içilmeli, sıvı alımının karşılanmasında ıhlamur, adaçayı, kuşburnu çayı, açık çay gibi içecekler tercih edilmelidir

Yeni bir denge doğuyor Kürdistan yerini alıyor Veysi SARISÖZEN

Yeni bir denge doğuyor Kürdistan yerini alıyor

Veysi SARISÖZEN
Güncellenme : 09.11.2014 02:15
Bölge karışık.

Sovyetler yıkıldıktan ve tüm Ortadoğu’da pazarların yeniden paylaşılması gündeme gelmesinden bu yana, biz, yaklaşık çeyrek asırdır “bölgesel” görünüşlü bir “dünya savaşı” yaşıyoruz.

Bu savaş, bir yandan “küresel” güçler arasındaki rekabetten, diğer yandan da “masa altından birbirini tekmeleyen” bu küresel güçlerin bir kampına dayanmış “bölgesel” güçler arasındaki rekabetten kaynaklanıyor. “Petrolikler” bağımlı… Kavga ediyorlar…

Türkiye Sovyetler yıkıldıktan bu yana, bölgede “güç merkezi” olma yoluyla “AB ile entegrasyon” stratejisine uygun bir “yayılmacı, bölgesel emperyalist” yol izliyor.  Dışarıdan bakıldığında Türkiye bu yolu izlerken, İsrail ve ABD ile çatışır gibi görünse de gerçek bu görünümün tam tersidir: Türkiye ABD’ye, eğer İsrail’in güvenliği garanti altına alınmak ve ABD’nin Ortadoğu’daki çıkarları korunmak isteniyorsa, bunun ancak “Türkiye’nin izlediği yol” sayesinde gerçekleşeceğini anlatıyor. Türkiye’nin İsrail’le “danışıklı dövüş” içinde, bir “sünni blok” oluşturma niyeti, ABD’ye “pazarlanıyor”.

Davutoğlu çizgisi budur. Bu çizgi, başlangıçta “Müslüman Kardeşler”le birlikte hayata geçirilmek istendi. Büyük mesafeler alındı. Ve sonuçta, “Arap baharı” adı verilen süreçte duvara tosladı. Müslüman Kardeşler Mısır’da bir darbeyle devrildi, Tunus’ta ise seçim yenilgisine uğradı.

Suriye’de ise, başlangıçta ÖSO güçlerini destekleyen Türkiye, rejimin direnişi karşısında hızla ayrışan ve saflarından “radikal islamcı” unsurları doğuran ve sonunda “güçten düşen” ÖSO yerine, önce El Nusra ve ardından DAİŞ “terör örgütleriyle” son bir hamle yapmaya ve Kobanê’yi, ardından da tüm Rojava’yı düşürerek, “Türkiye-Suriye sınırı” boyunca bir “sünni Arap kuşağı” oluşturmak, böylece, hem Kürdistan devrimini bastırmak, hem de  Irak petrollerini akıtacak olan “boru hattını” garantiye almaya kalkıştı. Bu son amaçta “ortaklık” etmeyi düşündüğü Barzani grubuyla Kobanê’ye karşı bir “ittifak” kurmayı denedi.

Bu son hamle de Kobanê’de YPG-YPJ güçlerinin DAİŞ’e karşı kahramanca direnişi ile ağır bir yenilgi aldı. Yenilgi muazzamdı, çünkü Kobanê direnişi, Türkiye’nin Ortadoğu’da izlediği stratejiye son darbeyi vurdu, Türkiye’nin ABD’ye önerdiği “benim çizgimi ve güç merkezi olmamı destekle” önerisi Pentagon açısından anlamını yitirdi ve ABD DAİŞ’e karşı Kobanê’yi destekleme kararı aldı. Bu karar, Davutoğlu’nun Barzani’yi “yedeğe alma” hayaline de son verdi ve ABD ile birlikte Barzani de Kobanê’de PYD’yi destekleme kararı aldı.

Erdoğan-Davutoğlu-Akdoğan-Özel grubu bütün bu dramatik yenilgiye rağmen, “koridor” açmamakta israr edince ve DAİŞ de Amerikan ve Güney yardımı gerçekleşmeden Kobanê’yi düşürmek için stratejik saldırıyı başlatınca ve Kobanê’nin “düşme” tehlikesi büyüyünce, Türk devletinin “koridor” açmasını talep eden milyonlar ayaklandı. Hükümetin “Kobanê’nin düşmesini bekleyen sinsi tutumu” yüzünden patlayan gösteriler elliye yakın insanın ölümüyle sonuçlandı. Hükümetin bastıramadığı bu gösterilere Öcalan müdahale ederek son verdi, Türkiye iç savaşın eşiğinden döndü ve hükümet ancak bundan sonra koridoru açmak zorunda kaldı.

Ve şu sonuç ortaya çıktı: En azından bugünkü aşamada, Türk bölgesel emperyalizmi, İran’la girdiği rekabette, ilk raundu kaybetti. ABD İran’la ilişkilerini geliştirmeye başladı. Süleymaniye “dükkanlarını dolduran” İran mallarından sonra, Pêşmerge’nin elinde İran silahları belirdi.

Ve şimdi küresel güçler, Türkiye’nin “sünni blok”la ABD ve İsrail çıkarlarını koruma karşılığı, kendisinin güç merkezi olarak kabulü “önerisini” bir yana bıraktı, buna karşılık, İran’ın “şii blokuyla” uzlaşma şıkkını gündemine almaya başladı.

Ve Ortadoğu politikasında, artık Türkiye, en azından bir süre için, “mütevazı” bir role razı olacaktır. Buna karşılık, Irak’ın ve Suriye’nin bölünerek devreden çıktığı bölge coğrafyasında, İran ve İsrail çekişmesini dengeleyecek olan yeni bir “güç” ortaya çıkacaktır: Dört ülkeyle sınırlarını “silikleştirecek olan” Kürdistan…

Denenmemiş, yeni bir dengedir bu…

http://www.ozgur-gundem.com/index.php?haberID=121833&haberBaslik=Yeni+bir+denge+do%C4%9Fuyor+K%C3%BCrdistan+yerini+al%C4%B1yor&action=haber_detay&module=nuce&authorName=Veysi+SARIS%C3%96ZEN&authorID=2#.VF8byp-9QIU.twitter

“Eselat u weselat de rabe xortê welat wele vayê askerê Romê hat

Bir gün gerilalar yurtsever bir imamın evine misafir olurlar. imam sabah ezanı için camiye gider ve minareye çıktığında köye doğru gelmekte olan askerleri görür. Tabi hemen evdeki gerillalar aklına gelir ama eve gidip haber verene kadar askerler köyün etrafını sarar. bizim imam tek çare olarak mikrofonu eline alarak; “Eselat u weselat de rabe xortê welat wele wayê askerê Romê hat” Bunu bir kaç kez tekrarlayınca evdeki gerillalar imamın onlara bir şey anlatmaya çalıştığını anlar ve evinden ayrılırlar!

image

Erdoğan’ın sabrı mı önemli yoksa Qırık’ın sabrı mı? Veysi SARISÖZEN

Erdoğan’ın sabrı mı önemli yoksa Qırık’ın sabrı mı?

Cumhurbaşkanı’nın cebinde “bahane hapları” dolu. Bunlar, “tansiyon düşürmeye” yarıyan “dil altı hapları” gibi bir şey…

Soma felaketini “fıtratla” açıklayıp, bu “bahane” hapını halka yutturmaya çalışmıştı. “Fıtrat” lafını “ülema” bile pek yutmadı.

Şimdi cebinden “hazımsızlık” hapını çıkardı. Nazlı Ilıcak dünkü köşesinde “bahane hapını” yazdı:

“Ermenek ziyaretinde Tayyip Erdoğan, ‘Mesai saatini 8’den 6’ya indiren düzenlemeyi, işveren hazmedemedi’ dedi. Oysa bu kanunun, işletme sahiplerinin itirazı üzerine, 2015 Ocak ayında yürürlüğe girmesi kararlaştırıldı.”

Ermenek’ten ülkeye yayılan “emek homurtularını”, “iş adamı” dediği AKP’li vurguncuların “karın gurultusu” sanan Cumhurbaşkanı’nın “tedavi” yöntemi böyle.

Ama bir de “hap” yerine, “ameliyat” yöntemi var. Tüm dünyanın 1 Kasım günü Kobanê için “sokaklara” döküldüğü sırada, hazret, gökyüzünde şöyle dedi: “Her şeyin bir sabır noktası var. Şimdi de ‘Çözüm Süreci’ diyoruz. HDP sokağa çıkma çağrısı yapıyor. ‘Şiddet için değil’ diyorlar. O zaman niye sokağa döküyorsun? Miting yap. Sokağa çıkın deyince, ‘Maskeni tak, sopanı al, molotofkokteylini al, belli dükkanları yak…’ Bu, o demek… Onun için sabrın sınırı var diyorum. O sınır aşılırsa, olabilecekleri aklımın ucundan bile geçirmek istemem.”

Evet… Dünya sokağa Kobanê için dökülmüşken, HDP’nin “sokak çağrısı” Erdoğan’ın “sabrını” taşırıyor. Türk Cumhurbaşkanına göre, onun “sabrının sınırı” ile “demokrasinin sınırı” birbirine karışmış. Buna göre “şu anda sabrediyormuş”, ama “sabrının bir sınırı” varmış. O sınır aşılırsa, “olabilecekleri aklının ucundan bile geçirmek istemiyormuş”…

Ne yapacaksınız?

Şu anda “nelere ve nasıl sabrediyorsunuz?” Ekim başından beri bine yakın insanı derdest ettiniz. Sabrınızın sınırı aşılırsa, kaç yüz bin insanı hapse atacaksınız?  Kaç on binini öldüreceksiniz? Daha önce attığınız ve öldürdüğünüz halde bastıramadığınız bu halkın önderiyle masaya oturdunuz. Daha beterini yaparsanız, bu defa oturacak masa bulamayacağınızı, “müzakere” yerine, asıl o zaman “iki başkent arasında” “diplomatik” görüşmeler yapmak zorunda kalacağınızı anlamıyor musunuz?

Kürt sorununun çözümünde “sınır”, Cumhurbaşkanı Hazretlerinin “sabır sınırı” değildir. Değildir, çünkü Kobanê ile birlikte dünya ölçüsünde patlayan “Kürdistan gerçeğine vicdani yaklaşım”, o sabrın sınırlarını çoktan yerle bir etti. Hükümet, kızgın saç üzerinde zıp zıplıyor; Cumhurbaşkanı’na Ak Saray’lar, Dolmabahçe sarayları dar geliyor. Türkiye artık “IŞİD’in suç ortaklığı” suçuyla 1 Kasım günü tüm dünyada mahkum edildi.

Kobanê’de olup biteni büyük bir dikkatle inceleyin: Şu anda artık, Kürdistan’ın bütün parçalarını ileride kapsayacağı çok açık olan bir gelişme ortaya çıktı: “Kürdistan ordu gücü”… YPG-YPJ ile Pêşmerge arasında Kobanê’de kurulan “ortak komuta” merkezi bu ordunun çekirdeği ya da habercisidir.

Ordunun ne demek olduğunu biliyor musunuz?

Ve “büyük bir gerilla deneyimi” ile zenginleşmiş “ordunun” nasıl bir şey olacağını “aklınızın ucundan” geçirebiliyor musunuz? Sırf Barzanili değil… Öcalanlı, Bayıklı, Karayılanlı, Hozatlı, Abdullahlı, Müslimli bir ordu…

Belli ki pek anlayamıyor ve neler olacağını “aklınızın ucundan” bir türlü geçiremiyorsunuz. Irak ordusunun, Suriye ordusunun, Erdoğancı Özgür Suriye Ordusu’nun ve Afganistan’da ABD’nin, Almanya’nın başa çıkamadığı El Kaide kökenli IŞİD’e karşı Alman Medyası’nın dediği gibi, “Batı’nın tek umudu” haline gelen bir kaç bin kişilik PYD ve PYJ güçlerinin zafere yürüdüğünü göremiyorsunuz.

Siz boş verin “sabrınızın sınırlarını”… Kobanê’nin zafer yürüyüşü, “devletinizin sınırlarını” “ha aştı, ha aşıyor…”

Bakın, Kobanê’nin en küçük gerillası Kuto ne diyor:

“Eğer siz bu sınırları “silikleştirmek” ve Türk-Kürt ittifakının ‘sınırları’ haline getirmek yerine, ‘Kürdistan’ın sabrının sınırını aşarsanız’, o zaman ‘neler olabileceğini aklımın ucundan bile geçirmek istemiyem’. Erdoğan’ın sabrına ise aldırmiyem… Qırık abemin sabrı daha önemlidir diyem…”

 

http://www.ozgur-gundem.com/index.php?haberID=121593&haberBaslik=Erdo%C4%9Fan%E2%80%99%C4%B1n%20sabr%C4%B1%20m%C4%B1%20%C3%B6nemli%20yoksa%20Q%C4%B1r%C4%B1k%E2%80%99%C4%B1n%20sabr%C4%B1%20m%C4%B1?&action=haber_detay&module=nuce&authorName=Veysi%20SARIS%C3%96ZEN&authorID=2

Urfa’da fişleme belgelendi

 

Türk Eğitim-Sen Şanlıurfa Şube Başkanı Hikmet Karakuş yaptığı açıklamada; Şanlıurfa’da yapılan fişleme rezaleti olduğunu belirterek genel merkezimin konuyla ilgili kamuoyuna açıklama yaptığını belirtti.

Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk’un  31.10.2014 tarihinde basın açıklaması yaptı.

Koncuk açıklamasında; Türk Eğitim-Sen olarak defalarca bu yönetici atama sisteminin her yönüyle sakat olduğunu belirtmiş, adam kayırmaya, usulsüzlüklere yol açacağını dile getirmiştik. Nitekim uyarılarımızın ne kadar yerinde olduğu bugün bir kez daha ortaya çıktı. Görev süresi uzatılan müdürlerin belirlenmesinde yaşanan torpil furyası, bu kez ilk kez ve yeniden görevlendirilecek müdürlere uygulanan sözlü sınavlarda yaşanıyor. Muğla’da kazananların daha mülakat yapılmadan belli olması, buna dayanamayan ahlaklı bir şube müdürünün komisyon üyeliğinden istifasının ardından bir utanç belgesi de elimize Şanlıurfa’dan ulaştı.

            Şöyle ki; Şanlıurfa ili Birecik ilçesinde Eğitim Bir-Sen tarafından hazırlanan ve sözlü sınav komisyonuna iletilen bir belge MEB’de işlerin nasıl yürüdüğünü göstermektedir. Eğitim Bir-Sen Birecik İlçe Temsilcisi Nahsen Aydın’ın hazırladığı bu belgede sözlü sınava girecek 64 kişinin isimlerinin karşısında görev yeri, alanı, sendikal bilgileri, siyasi görüşleri, karakter özellikleri yazmakta ve sınavda kimlerin başarılı olması gerektiği belirtilmektedir.

           Elimize ulaşan çarpıcı belgede isimlerin karşısında “Üye değil. Her zamanın adamı. Kesinlikle değerlendirilmemeli. Tutarsız, güvensiz, iki yüzlü, dengesiz ve paracı. Kesinlikle barajın altında kalmalı.”, “Üyemiz. Karakterli biri. Kesinlikle değerlendirilmeli”, “Türk Eğitim-Sen üyesi. Aşırı ülkücü biri”, “Kesinlikle değerlendirilmemeli. Alevi militan biri. Barajı aşarsa ilçedeki kız lisesine kesin atanabilir. Her şekilde engellenmesi gereken biri”, “Aktif-Sen üyesi ve Yönetim Kurulu Üyesi. Çok tehlikeli. Kesinlikle değerlendirilmemeli. Paralelin Birecik abisi.”, “Türk Eğitim-Sen üyesi. Kesinlikle değerlendirilmemeli. 30 Mart seçimlerinde MHP Belediye Başkan Adayı. Türk faşisti. Militan biri. Her şekilde engellenmesi gereken biri”, “Üyemiz karakterli biri. Sendikada aktif biri. Kesinlikle değerlendirilmeli. Halen bir lisede müdür başyardımcısı”, “Ulusalcı, Eğitim-İş Sendikası Başkanı. Kesinlikle değerlendirilmemeli”, “Türk Eğitim-Sen İlçe Temsilcisi, Değerlendirilmemeli”, “Eğitim-Sen üyesi. Kesinlikle değerlendirilmemeli”, “Üyemiz. Karakterli biri. Kesinlikle değerlendirilmeli”, “Hiçbir sendikaya üye değil. Dengesiz, tutarsız ve hiçbir şekilde idarecilik yapamayacak biri” şeklinde notlar yazılmıştır.

            Çok merak ediyoruz: Bu fişleme listesini hazırlayanlar kimin karakterli, kimin karaktersiz olduğunu nasıl bilmektedir? Ellerinde karakter ölçüm cihazı mı vardır? Yapılan fişlemelerde karakterli olarak nitelendirdikleri tüm isimler kendi sendikalarına aittir. Bu nasıl iştir? Bir kişinin Eğitim Bir-Sen dışında başka bir sendika üyesi olması onun militan olduğunu mu göstermektedir? Eğitim Bir-Sen; insanların tehlikeli olup, olmadığını, idarecilik vasfının bulunup, bulunmadığını, dengesiz, tutarsız olduğunu nasıl anlamaktadır? Bu fişleme listesini hazırlayanlar psikolog mudur, psikiyatrist midir?

            Anlaşılan o ki, fişlemeler bu cenah tarafından adet haline getirilmiştir. Darbelere karşı olduğunu söyleyenlerin aslında darbecilerin mantığı ile hareket etmesi nasıl açıklanabilir? Meğerse ihtilal dönemlerinde döktükleri gözyaşları, 28 Şubat sürecine yönelik eleştirel açıklamaları, darbelerle mücadelede her birinin başımıza Herkül kesilmesi hepsi koca bir yalandan ibaretmiş. Çünkü bunlar bugün 28 Şubat’ı aratmayacak fişlemeler yaparak, kendilerinden olmayanları, ötekileştirerek, onları adeta dar ağacı kurup infaz ederek milli eğitimde taş üstünde taş bırakmamaya ant içmiştir.

            Bu yapılanların tek adı vardır, o da DARBEDİR. BU DARBE, BİAT KÜLTÜRÜNDEN BESLENENLERİ EL ÜSTÜNDE TUTMAYA; MUHALİF SESLERİ, İKTİDARA YANDAŞLIK YAPMAYANLARI İSE SUSTURMAYA YÖNELİKTİR. Bu darbeyi yöneticiler üzerinden yapanlar, eğitimin her hücresine kendi adamlarını yerleştirmek için her türlü gayri ahlaki, hukuksuz, insanlık dışı usul ve yöntemi kullanmaktadır.Bu yönetici atama sistemi iflas etmiştir. Eğitimciler nazarında böylesine usulsüz yapılan yönetici atamalarının hiçbir geçerliliği yoktur.

            Okulları; AKP il/ilçe teşkilatları ile Eğitim Bir-Sen’in hazırladığı listeler aracılığıyla okul müdürlüğü unvanını alan ya da koruyan kişilerin sevk ve idare etmesi, işin ehline verilmemesi, kariyer ve liyakatli insanlar yerine dönme dolaba binenlerin, fırıldaklıkları ile zirve yapanların, iktidarın payandası haline gelenlerin, şeref, namus kavramlarından habersiz yaşayanların, muhalif kimliklere asla tahammül gösteremeyenlerin yönetmesi önümüzdeki yıllarda çok acı tecrübelere yol açacaktır.

            Türk Eğitim-Sen olarak bu işin peşini kesinlikle bırakmayacağız. Elimiz, bu fişleme dosyasını hazırlayanların iki yakasında olacak. Fişleme listesini hazırlayanların en ağır şekilde cezalandırılması için her türlü hukuki girişimde bulunacağız. Yandaş operasyonu için düğmeye basanlar, operasyonu yönetenler, operasyonun birer piyonu haline gelenler hiçbir şeyden korkmuyorsa, Allah’tan korkmalıdır. Söz konusu listeyi Milli Eğitim Bakanlığı yetkililerine de ileteceğiz. Sonuç alıncaya kadar mücadelemiz sürecektir.

           Öte yandan Eğitim Bir-Sen Genel Merkezinin bu fişçi ilçe temsilcisine yönelik olarak neler yapacağını takip edeceğiz. Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı’yı da yapılan tüm mülakatları iptal etmeye, yazılı sınav esaslı yönetici atama sistemi oluşturmaya davet ediyoruz. Aksi taktirde yaşananların tüm sorumluluğu Bakan Avcı’ya ait olacaktır. 

İŞTE FİŞLEME BELGESİ

image

image

http://www.sanliurfaguncel.com/Egitim-sanliurfa%E2%80%99da-fisleme-belgelendi-83238.html