HDP Halkların Şafağı

Halkların Demokratik Partisi – HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ Almanya’nın Duisburg kentinde göçmen halklarımızla buluştu.

Biz ayağa kalkınca karşımızdakinin dev değil cüce olduğunu anladık. Halklarımızın büyüyen gücü AKP’nin çarkına çomak sokuyor. HDP’yi zayıf düşürmek için ne gerekiyorsa yapıyorlar. Neredeyse günde beş büromuza saldırı oluyor. Bugün sokaktaki çocuğa da sorsanız hangi partinin silahtan güç aldığını size söyler.

Başbakan Davutoğlu yaptığı açıklamalarla HDP’yi faşist saldırıların hedefi haline getiriyor. Şiddeti teşvik eden başbakan Davutoğlu ve cumhurbaşkanı Erdoğan’dır. Başbakan diyor ki “Bizim otobüslerimize yumurta atıyorlar.” Bunların danışmanları akıl fukarası. HDP’liler yumurta atmaz. Çünkü yumurta nimettir. AKP’ye atılarak heba edilmez. Kaynağından bilgi vereyim: Van’da AKP’ye yumurta atanlar yine AKP’liler. Sadece halka değil, kendilerine de zorba. AKP seçmenine sesleniyorum. Yarın AKP’ye yumurta atmak istemiyorsanız gelin HDP’ye oy verin. AKP’nin zorbalığını engelleyecek tek güç HDP’dir. Bunu herkes bugün çok daha iyi görüyor. HDP gittikçe büyüyor. AKP’yle koalisyon yapacağımız yalanını söyleyenlere şunu söylüyorum: Halkı çocuk yerine koymayın, ayıptır. AKP kim ki biz onunla koalisyon kuralım? HDP halkların koalisyonudur. Çok şükür HDP’nin mayası sağlam. Bu mayayı yaratan geleneğimize bin selam olsun! Artık şafak sökmeye başladı. HDP halklarımızın şafağıdır. Şafak sökümü nasıl engellenemezse zaferimiz de engellenemeyecek.

2015 seçim bildirgesi HDP’nin eylem programıdır. Bildirgemizi, yeni yaşam programımızı, onların aklı almıyor. Ekonomik programımızın kaynağını soruyorlar. Peki biz de soruyoruz, milyarlık saraylar yaptınız, kaynağı nedir? Cevap verelim, hırsızlık! İşçi ve emekçiler iş, ekmek ve özgürlüğü hak ediyor. Biz bunu vereceğiz. AKP de bitişi hak ediyor. Bunu da vereceğiz!

Diyaneti kaldıracağız diyoruz. Başbakan bundan rahatsız oluyor. Bunda rahatsız olacak ne var? Biz bu sözümüzün arkasındayız. Zorunlu sünnileştirmeye halklara dayatan bir kurumu niye kaldırmayalım? Diyanet’in savunulacak bir yanı mı var? Bir devlet kendisine inanç tarifi yapamaz. Demokrasinin D’sini bilen böyle olmadığını da bilir. Başbakan “Diyanet dinimizin güvencesi” diyor. Peki, Diyanet İşleri Başkanlığı kurulmadan önce Türkiye halkları dinsiz miydi? Biz Diyanet İşleri Başkanlığı’nı kaldırıp yerine İnanç İşleri Bakanlığı kuracağız. Her inanca eşit olacağız. HDP, düne kadar birbirinden koparılanları birleştirdi. Camiden gelenle Cemevi’nden gelen HDP’de. Bunu başardık.

HDP’nin ittifak gücü ATİK’e yapılan operasyonu şiddetle kınıyorum. ATİK’in yanındayız.

Reklamlar

Partilerin pusuladaki yerleri

Partilerin pusuladaki yerleri şöyle:

1- Doğru Yol Partisi

2- Anadolu Partisi

3- Hak ve Özgürlükler Partisi

4- Komünist Parti

5- Millet Partisi

6- Hak ve Adalet Partisi

7- Merkez Parti

8- Toplumsal Uzlaşma Reform ve Kalkınma Partisi

9- Halkın Kurtuluşu Partisi

10- Liberal Demokratik Parti

11- Milliyetçi Hareket Partisi

[12- Halkların Demokratik Partisi (HDP)
image

]

13- Saadet Partisi

14- Cumhuriyet Halk Partisi

15- Adalet ve Kalkınma Partisi

16- Demokratik Sol Parti

17- Yurt Partisi

18- Demokrat Parti

19- Vatan Partisi

20- Bağımsız Türkiye Partisi

“Acı acı ağlıyorum” Rakel Dink

Bu yazıyı okuduğunuz gün 24 Nisan. Ağır ve çok acılı bir yas günü. Bugün sizler için kendi hikâyemi Tanrı’nın yardımıyla kısaca yazmaya çalışacağım.
1959’da şimdi Şırnak’a bağlı olan Ermeni Varto Aşireti’nde doğdum. Adı şimdi Yolağzı Köyü olarak değişmiştir. Varto, babamın dedesinin adı, Vartan’dan gelir. Büyük dede Vartan zamanında Van’dan gelmiş oraya. Cudi Dağı’nın güney eteğinde bulunur. Irak ve Suriye sınırına yakın. Cudi Dağı bizim oradan bakarken çok heybetlidir. Bize komşu Hasana köyünden ise kanatlarını üzerine germiş gibi görünür. Şimdi ise ne Hasana Köyü ne de Ermeni Varto Aşireti var. 1915’te yok etme fermanı gelir. Bizde Kürtçe “Fermana Me Xatibi” derlerdi. Bizimkiler bu fermandan “Tayanlar” olarak bildiğimiz Arap Müslüman bir aşiretin yardımıyla Cudi’nin içinde, yükseklerdeki kaya kovuklarında, mağaralarda uzun yıllar saklanarak hayatta kalmışlar. “Cudi bir azizin adı. Mesih onun adı hatrına bizi sakladı” derler. Hatta efsane olmuştur; o zamanki mağaralar aslında yokmuş…
Kurt mu yedi kuş mu?
1915’te kaçarlarken akrabalardan birinin yeni doğmuş ağlayan çocuğu susturulamaz. Kayınvalide “Siz yürüyün, biraz bana ver kızım onu” diyerek alır ve Ben telaffuz edemiyorum, siz tahmin edin. Bebek anneannemin ablasının çocuğu. Başka biri kız çocuğunu artık taşıyamamış ve gözünü bağlayarak bir ağacın altına koymuşlar. Eline bir kuru ekmek parçası tutuşturmuşlar. Gözlerini bağlamışlar ki bir zarar gördüğünde korkmasın. Her anlattıklarında “Kurt mu yedi, kuş mu” der ağlarlar. Kim bilir? Belki bir yerlerde birinizin anneannesidir…
Babam Siyament’in soyadı Vartanyan iken Soyadı Kanunu’yla Yağbasan olmuş. Annem Delal. İkisi de becerikli, yaptıkları her işi en iyi şekilde yapan, cesur, dürüst insanlardı. Ekmeğini taştan çıkaran bu insanlar, kimsenin malına göz dikmediler, yalan solumadılar, her zaman hakkı, doğruyu, adaleti savundular. Zulme karşılık bile. Bize de kendilerinde olanı yaşayarak verdiler, öğrettiler. Annem 35 yaşında hastalandı. Ben sekiz yaşındaydım. Rahmete kavuştu. O yıl içinde bir grup hayırseverin yolu bizim köye de düştü. O zamanki Patriğimiz Şnork Srpazan’ın teşvikiyle Anadolu’daki köyleri gezip kılıç artıklarını buluyorlardı. Anadolu’da tek bir Ermeni okulu kalmadığı için yaşı okula uygun çocukları alıp İstanbul’a getirmekti amaçları. Hrant Güzelyan ve Orhan Yünkes, babamla birlikte 12 çocuğu İstanbul’a getirdiler. İkinci gruptuk biz. Dilimizi, dinimizi öğrenmemiz, eğitim almamız için yatılı okula yerleştirildik.
Babamız nöbet tutardı
Köydeyken çok geceler babalarımız nöbet tutardı. Köpekler ulurdu. Bir korku ruhu sanki gezinirdi. Tabii ki çocuklara hissettirmemeye çalışırlardı ama tavırlardan, kadınların fısır fısır durmadan dua etmelerinden sezer, tedirginliği görürdünüz. Farklı zamanlarda iki kere çobanlarımız öldürüldü. Geride son kalanların İstanbul’a göç etmesinden önceki hafta bir başka Hıristiyan köyü olan komşu Hasana Köyü’nden bir adamı öldürüp her bir parçasını bir tarafa atmışlardı. Korku gittikçe arttı. Babama kiracı olan komşu Dadar Köyü ağası sahte tapu icat edip mahkemeye vermişti babamı. Babam 40 yıl bu davaların, toprak keşiflerinin peşine düştü. Çok kez yaralandı, yoruldu ama vazgeçmedi. Babam 72 yaşında Brüksel’de, sizin deyiminizle “Diyaspora” olarak “toprak talebi” sürerken rahmete kavuştu. Dava hâlâ devam ediyor.
1978’de kamp yöneticimiz Güzelyan’ı vurdular. Yaralı kurtuldu. 1979’da Ermeni militan yetiştiriyor diye hapse attılar. İki çocuklu biz, yazları kampta yönetici olarak sorumluluk aldık. Hrant bir taraftan üniversitede öğrenci, bir taraftan da süren bir ekmek kavgası. 1986’da üçüncü çocuğumuz doğdu. Ve Tuzla Kampı’na el kondu. Bugün yıkık dökük duruyor. Keşke hayırlı bir amaç için kullansalardı. Alıp eski sahibine geri verdiler. Sonra kaç el değiştirmiş. Hiçbir sahibine hayır getirmedi.
Kışın İstanbul’da çocukların kaldıkları yerler ise o dönemde birer birer kapatıldı.
Bugün bu bilgi çağında aslında hiç kimsenin bilmiyorum demeye hakkı yok. Benim veya başkasının hayat hikâyeleri… O dönem hayatta kalanların her birinin mucizeyle hayatta kaldıklarını görüyor insan.
Şimdi “Soykırım demiyordu Hrant” deyip laf ebeliği yapıyor Perinçek gibi zavallılar. “İfade özgürlüğü”nün peşine düşmüşler devlet kadrosuyla. Talat Paşa ve dostları… Öldürmenin öteside varmış. 19 Ocak 2007’den sonraki mahkemeleri de gördük. Öldürmekle tatmin olmayan öfkeyi de, nefreti de mahkemelerde gördüm.
Canım Çutağım… O, sizi incitmeden, kendinizin sonuçları görme, anlama büyüklüğüne, onuruna erişmenizi istiyordu. Çünkü çok iyiydi. Sizi çok seviyordu. Size yardım etmekti isteği ve amacı. Irkçılığın insanlıktan nasibini almamış, körleşmiş, gözleri dönmüş çok hallerini gördük. Mahkemenin ortasında resmen ölünün üzerinde tepiniyorlardı. Hem tehditlerle yaşarken hem de cinayetten sonra. Bu soykırım zihniyeti değil mi?
Öyle, “Kimse kalmadı… Gittiler işte”, “Keşke gitmeselerdi. Gittiler, bereket de gitti”, “Aramız iyiydi, dış güçler nifak soktular” demeyle olmuyor. Samimiyetle, yaşanılan vahşeti, ölü soyuculuğunu, mahremiyetlerin hepsinin yerle bir edilmiş olma kötücüllüğünü, o kul hakkı dediğiniz bütün hakların çiğnendiğini, malın mülkün, haysiyetin yok edildiğini, hiçbir hakkın korunmadığını ikrar etmek gerekli.
Bildiklerim, duyduklarım, yaşadıklarım belki cüzi. Belki bir bütünün azıcığı. Ama bütünün ne kadar büyük olduğunu hangi akıl, hangi yürek kavrayabilir?
Şimdi seyrediyorum. İnkâr libası ne kadar komik duruma düşürüyor, gülünçleştiriyor insanlığı. Benimkisi acı bir gülümseme. Acılaşmış, gözyaşı dolu bir gülümseme. Biraz da öfkeyle beklenti dolu bir gülümseme.
1915’teki dünyayı seyrediyorum. Bütün insanlığa, politikalarına acı acı ağlıyorum. 2015 insanlığını seyrediyorum, ruhum inliyor içimde. Canım çekiliyor. Ülkemi seyrediyorum. Utanıyorum. Ağlıyorum. Boğazım düğümleniyor. Yutkunmakta zorlanıyorum. Sesimi koyveriyorum. Bağrımdan dökülüyor gözyaşlarım. Tanrı’yla konuşuyorum, dertleşiyorum. Biriciğinin adında Hisus’ta yalvarıyorum. İnsanlığa merhamet etsin diye. Yürekleri tövbeye yönlendirsin diye. O zaman Tanrı yere iner, insan da içtenlikli ikrarla devam eder. Yürekler birleşir, yaralar merhem bulur, şifa ve sevinç gelir. Eski kokuşmuş zihniyet de kirli, paçavra bir elbise gibi sıyrılıp atılır. İnsan billurlaşır, kurtulur, hafifler, özgürleşir tarihin kementlerinden.
Ben bugün, önce Balıklı’da Çutağımın mezarında, sonra Şişli’de Sevag’ın mezarında, sonra da 1915 soykırımında ölenlerimizi anmak için Taksim Meydanı’nda sessizce bu ülkenin özgürleşmesini bekleyeceğim

http://www.cumhuriyet.com.tr/m/haber/turkiye/261381/Aci_aci_agliyorum.html

HDP’nin seçim bildirgesi

Yaramazlara biraz batar!
Söz sırası HDP’de: Başkanlık sistemi asla olmayacak

 

HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ, HDP’nin 12 başlıktan oluşan ‘yaşam bildirgesi‘ni açıkladı. Demirtaş, “Anayasa’mızda başkanlık sistemi asla olmayacak” dedi.
 
Açılış konuşmasını yapan Yüksekdağ, “Bugün sunacağımız bildirge sultanın kabusu ve bütün Türkiye halklarının inancıdır, hayalidir. Bildirge Türkiye’nin yeni kurucu dinamiklerini resmediyor. Seçim beyannamemizde kuru vaat yok. Her başlığın arkasında büyük mücadele var” dedi.

Demirtaş ise bu zengin topraklar üzerinde, yoksul yaşamaktan bıktıklarını belirterek şöyle konuştu: “Artık birbirimize güvenerek barış yaşamak istiyoruz. Yaşanan tüm olumsuzluklara karşı, biz bütünlüklü bir sistem değişimi öneriyoruz. Hiçbir şey Ankara’da göründüğü gibi değil. İnsani değerlerimizin azalmasından utanıyoruz… Bu coğrafyada hala umut var, ‘İnsanlık ölmedi’ diyeceğiz. Biz bütünlüklü bir sistem değişikliği öneriyoruz. Yeni bir Türkiye’yi ancak radikal bir değişimle inşa edebiliriz.”

Bildirgenin 12 başlığı ve HDP’nin vaatleri şöyle:

1. Biz’ler kadınız

-Kadına yönelik her türlü şiddetin en ağır şekilde cezalandırılmasını sağlayacağız.
-Kadını aile sınırları içine hapseden, göz yumma politikası sergileyen erkek egemen zihniyete karşı Kadın Bakanlığı kuracağız. Kadın Bakanlığı’yla çok daha güçlü bir kadın özgürlüğü hareketi gerçekleştireceğiz.
-8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü tüm kadınlar için resmi tatil ilan edeceğiz.
-Yerellerde kadın meclisleri kurarak, tüm kadınları harekete geçireceğiz.

2. Biz’ler genciz

– Gençleri apolitize eden Gençlik ve Spor Bakanlığı yerine doğrudan gençlerin taleplerini karşılayan Gençlik Bakanlığı kuracağız.
– 15-25 arası istisnasız her gence, her ay 200 lira yardım sağlayacak gençlik kartı sağlayacağız.
-Seçme yaşını 16, seçilme yaşı 18’e indireceğiz.
-YÖK’ü tümden kaldıracağız, onun yerine üniversiteler arası iletişimi sağlayacak koordinasyon merkezi kuracağız.
-Tüm gençlerin sosyal güvenceye kavuşmasını sağlayacağız.
-Bilgiye erişimin önündeki engelleri kaldıracağız. Kamusal alanlarda sansürsüz ve özgür internet sağlayacağız.
-Vicdani ret hakkı anayasal güvence altına alınacak. Askerlik yapmak istemeyenler kamusal görevlerde bulunabilecek.

3. Biz’ler gökkuşağıyız

-LGBTİ’lerin eşit, onurlu ve insanca yaşam sürdürmelerini sağlayacağız. Eşit yurttaşlığı anayasal güvence altına alacağız.
-Yerel ve merkezi yönetim yapılarıyla LGBTİ’ler doğrudan kendilerini temsil edecek.
-Toplumsal eğitim süreciyle homofobik zihniyete karşı mücadele edeceğiz.
-Başta translar olmak üzere nefret cinayetlerine karşı çıkacağız.

4. Biz’ler çocuğuz

-Çocuk komisyonları kuracağız.
-Çocuğa şiddete en ağır cezalar verilecek, çocuk işçi diye bir kavram kalmayacak.
-Çocuk cezaevlerini kapatacağız.
-Berkin’lerin, Uğur’ların, Ceylan’ların anısına sahip çıkacağız.

5. Biz’ler demokrasiye inananlarız

-Demokratik özerkliği her yerde hayata geçireceğiz.
-Vali dahil tüm yöneticiler seçimle iş başına gelecek. Bizler yönetilen değil, kendi kendini yönetenler olacağız.
-Eş başbakanlık sistemini getireceğiz.
-İşkence insanlık suçu sayılacak, zaman aşımı olmayacak.
-Anayasa’mızda başkanlık sistemi asla olmayacak
-Seçim barajını kaldıracağız.
-Dolmabahçe’de okunan 10 madde, çözüm için ilkelerimiz olacak.

6. Biz’ler insan hakları savunucularıyız

-Adalet sistemini yeniden düzenleyeceğiz. Adalet Bakanlığı’nın HSYK üzerindeki baskısına son vereceğiz.
-İddia ve savunma makanlarının eşit olması için savcıları adliye dışına alacağız. Hakimin yanında odaları olmayacak.
-Cezaevlerinin tamamı sivil denetime açılacak. Tecrite son verilecek.
-Hasta tutsakların derhal serbest kalmasını sağlayacağız.
-Nefret suçları cezalandırılacak, politik suçlar ‘suç’ kategorisi olmaktan çıkacak.
-Soykırımlar, katliamların gün yüzüne çıkarılması için ‘Hakikat Komisyonları‘ kuracağız.
-Basında sansürü kaldıracağız. Medya patronlarının başka sektörlerde faaliyet göstermesini yasaklayacağız.
– Sanat meclisi kuracağız.
-Sosyal medyada sansür ve keyfi yasaklamalara karşı çıkacağız.

7. Biz’ler her kimlikteniz

-Zorunlu din dersini kaldıracağız.
-Diyanet İşleri Başkanlığı’nı kaldırarak devletin dinden elini çekmesini sağlayacağız.
-Başta Cemevleri olmak üzere Alevilerin tüm ibadet mekanları ibadethane olarak tanınacak.
-Tarihte yapılan soykırım ve katliamlar için halklardan devlet adına özür dilenecek.
-Devletin azınlıklardan aldığı yerler geri verilecek.
-Hiçbir alan giyim kuşama karışılmayacak.

‘Diyanet İşleri Başkanı’nın makam aracını cemevine bağışlayacağız’

8. Biz’ler özgür dünyayı savunanlarız

-İsrail’in işgalci politikasına karşı duracağız, mazlum Filistin halkına yardımcı olacağız.
-Kıbrıs’ta bölünmüşleğe karşı halkların yanında yer alacağız.
-Ermenistan üzerindeki ambargoyu kaldıracağız, Türkiye-Ermenisatn sınır koşulsuz olacak açılacak. Karabağ’da çözümü destekleyeceğiz.
-AB sürecini devam ettireceğiz.

9. Biz’ler doğanın koruyucusuz

-Nükleer enerji santrallerinin yapımını durduracağız.
-HES, termik, nükleer, ekolojik yıkıma yol açan madenciliğe son vereceğiz.
-Yenilinebilir enerjiye destek vereceğiz.
-Ormanların, meraların, kıyıların yağmalanmasına izin vermeyeceğiz.
-Hayvanların ticari amaçlı kullanılması yasaklanacak.

10. Biz’ler güvenceli yaşam ekonomisini kuracak olanlarız

-Temel Güvence Paketi’yle her eve ayda 10 metreküp su, ayda 180 kw/h elektrik ücretsiz verilecek, ısınma desteği sağlayacağız.
-Mülkü olmayan kiracılara 250 tl kira desteği sağlayacağız.
-Asgari ücret ilk etapta 1800 olacak.
-Az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınacak.
-Kamusal toplu taşımada kâr amacı güdülmeyecek.
-Örtülü ödeneği tamamen kaldıracağız.
-Tarımı yeniden canlandıracağız.
– 2B orman arazilerinin ranta açılmasını son vereceğiz.
-Kent meydanlarını, parkları koruyacağız. Hiçbir çılgın projeye izin vermeyeceğiz.
-Şehir merkezlerine yeni alışveriş merkezi yapılması için ruhsat vermeyeceğiz.
-KOBİ’leri haksız rekabete karşı koruyacağız.

11. Biz’ler işçiyiz, emekçiyiz

-Taşeronluk sistemini kademeli olarak kaldıracağız. Kıdem tazminatları ödenecek.
-Madenlerde güvenli üretim koşulları sağlanana kadar üretimi durduracağız. İşçinin yaşamını koruyacağız.
-Rödovans sistemini ortadan kaldıracağız.
-İşçi sağlığı ve iş güvenliği hakkı anayasal bir hak olacak.
-İş cinayetlerine sebebiyet verenler cinayetten yargılanacak.
-Kamu emekçilerine grevli toplu sözleşme hakkı verilecek, siyasal örgütlenme yolunda önleri açılacak.
-Grev yasal hak altına alınacak, grev ertelemenin yolunu kapatacağız.
-İşçilerin can güvenliği patrona emanet edilmeyecek, denetim çalışanlar ve sendikalar tarafından sağlanacak.
-Göçmen işçcilere karşı ayrımcı politika sonlanacak.

12. Biz’ler sosyal hakların güvencesiyiz

-Sosyal yardım değil, sosyal hakları sağlayacağız.
-Sosyal yardımlar bütçe içerisinden belirlenecek. GSYH’nin % 1,4’üne tekabül eden sosyal yardımların oranı AB standardı üzerine, % 3’e yükseltilecek.
-Barınma hakkı güvence altına alınacak.
-En düşük emekli maaşı 1800 lira olacak. Bakım aylığı bağlamak için gelir şartı aramayacağız.
-Sağlık masrafları devlet tarafından karşılanacak.
-Engelleri Kaldırma Bakanlığı kuracağız.
-Eğitim ücretsiz olacak.
-Ders kitaplarını militarist, cinsiyetçi ve şoven içerikten arındıracağız.
-Eğitim sistemini anadil temelinde çok dilli hale getireceğiz.
-4+4+4 sistemini kaldırıp, sabahçı ve öğlenci sisteme son vereceğiz.
-Atanamayan öğretmenlerin atamasını hemen gerçekleştireceğiz.
-Tüm ücretli öğretmenler kadroya alınacak, ücretleri artırılacak.
-Sağlık hizmetleri için tüm halkın katılacağı sağlık sistemi oluşturacağız.

AKP’nin provokasyonlarına gelmemek lazım!

AKP’nin provokasyonlarına gelmemek lazım!

11 Nisan günü Ağrı Tendürek’te AKP ordusunun yaptığı operasyon ve sonrası yaşanan şiddetli çatışma, büyük bir AKP provokasyonudur. Çok iyi tartışılmış ve planlanmış bu provokasyonla AKP, ateşkesi bozarak çatışmalı bir süreci başlatmak istiyor. AKP’nin bu tutumu gerçek niyetini ele verdiği gibi çözüm sürecine taktik ve araçsal yaklaşımını da çok açık bir biçimde ortaya koyuyor.

Herkes tarafından şu çok iyi bilinmeli ki; AKP’nin çözüm niyeti olsaydı iç savaşa çanak tutan güvenlik yasalarını çıkarmazdı. AKP demokratik çözüm yöntemine inansaydı ve güvenseydi, ‘iç güvenlik paketi’ yerine Türkiye’nin iç barışını sağlayacak, demokrasisini geliştirecek kapsamlı bir demokrasi paketiyle toplumun karşısına çıkardı. Defalarca söylediğimiz gibi AKP bu paketle tercihini barıştan, çözümden yana değil savaştan yana yapmıştır. 

AKP meclisten geçirdiği iç güvenlik yasasıyla zaten savaş kararını almıştı ve bu kararı kamuoyuna deklare etmişti. AKP, valilere sınırsız yetkiler vererek, valileri bir nevi 1990’lı yılların olağanüstü hal valilerinin yetkileriyle donattı. Valilere istedikleri zaman askeri operasyon yapma inisiyatifi tanıdı. Bu manada Tendürek Dağı’nda gerilla noktasına yapılan baskını, bazılarının yaptığı gibi şaşkınlık numaraları içerisine girerek karşılamak veya PKK’yi suçlayarak ucuz değerlendirmelere gitmek, PKK’ye en büyük haksızlık olur. AKP’yi masum göstermeye çalışan her türlü tutum ve yaklaşım, özel savaş hükümeti AKP’nin değirmenine su taşımak anlamına geliyor. Çok açık ki Ağrı operasyonu AKP’nin mecliste aldığı savaş kararının bir uygulaması ve kesinlikle HDP’yi zayıflatmanın bir provokasyonudur. 

Tekrar da olsa şunun çok iyi bilinmesinde yarar vardır; iç güvenlik paketi gündeme girdiğinden beri, sınır hatlarında askeri operasyonlar, karadan gerilla noktalarına obüs ve havan saldırıları, havadan ise kopra saldırıları aralıksız bir biçimde devam etmiştir. Savaş ve keşif uçaklarının Medya Savunma Alanları’nda uçmadığı gün yoktur. AKP ateşkes sürecinde baraj, karakol-kalekol yapımlarını hızlandırarak sürdürmüştür. HES’lerin güvenliği adı altında yüzlerce kişiyi koruculaştırmıştır. Kürdistan’da onlarca çocuk ve genç insan polis kurşunuyla katledilmiştir. Tek bir katliamın hesabı dahi sorulmamıştır. Cezaevlerinden her gün yaşamını yitiren ağır hasta tutsakların cenazeleri çıkmıştır. Yani kısaca AKP bu süreçte de savaşı sürdürmüş, daha kapsamlı bir savaş için ise hazırlık yapmıştır. Şu anda da sınır hatlarına ve bütün karakollara ciddi bir güç yığınağı yapılıyor. 

Son süreçlerde elimize bazı bilgiler ulaştı. Bu bilgiler bir nevi Ağrı operasyonunu da doğrulamaktadır. Gelen bilgilere göre seçim öncesi, gerilla noktalarına havadan ve karadan bazı operasyonlar yapılacak, çatışmalı bir süreç geliştirilerek, ağır bir kaos ortamı yaratılacak ve HDP bunun sorumlusu gösterilerek hedef alınacaktır. Bu taktikle HDP savaşın nedeni olarak lanse ettirilecek ve özellikle Türkiye’nin batısında milliyetçilik tahrik edilerek etkili bir algı operasyonu ile batı bölgelerinde AKP’ye oy kazandırma, HDP’ye ise oy kaybettirme hedeflenecektir. 

Bu plan sadece seçimle de sınırlı değildir. Esas amaç; Türkiye’de büyük bir ilgiyle karşılanan ve giderek alternatif bir güç haline gelen HDP projesini etkisizleştirmek ve boşa çıkarmaktır. Anlaşılan o ki, gerileme ve dağılma sürecini yaşayan AKP, bu süreçte savaşı ve çatışmayı kendi çıkarına görmekte ve buna ihtiyaç duymaktadır. 

AKP’nin bu tehlikeli planı Tendürek’te gerilla kampına yapılan saldırıyla deşifre olmuştur. Ve bir kez daha açığa çıkmıştır ki AKP çözüm değil, oyun ve provokasyon peşindedir. Erdoğan’ın izleme heyetine takoz koymasının nedenini de burada aramak gerekiyor. İzleme heyeti kurulmuş olsaydı, bu heyet süreci geriye çeken ve provoke eden her türlü girişimi anında tespit eder ve önüne geçerdi. Erdoğan bu heyeti kafasının içindeki hile, komplo ve provokasyon senaryoları önünde engel gördüğü için engelledi. 

Çözüm niyeti olan bir hükümet, bu süreçte izleme heyetini hemen kurardı, İmralı’da müzakere sürecini resmen başlatırdı. Meclisi kapatmaz, hakikat ve yüzleşme komisyonunu kurar, Kürt sorununun demokratik çözümünü meclisin gündemine taşıyarak, yasalar çıkarırdı. 

AKP bu adımları atmış olsaydı, AKP’nin seçimi kaybetme gibi bir korkusu ve kabusu da sözkonusu olmazdı. Aksine AKP, barış ve demokratik çözümden yana olan toplumun yüzde 70-75 desteğini yanına alarak seçimden en güçlü parti olarak çıkardı. Fakat maalesef AKP, milliyetçi ve faşizan zihniyetinde ısrar ederek bu şansı elinin tersiyle itti, kendi eliyle kendisini bitirme sürecine soktu ve bir nevi bu seçimi de kabusu haline getirdi. On üç yılın iktidar sarhoşluğuyla çılgına dönmüş AKP, HDP’nin başarısı karşısında paranoyak bir ruh hali içerisinde kaybetme korkusunu derin yaşayarak, Türkiye’yi de kendi cehennemine çekmeye çalışıyor. 

Erdoğan AKP’si, kendisinin yarattığı dalgalı denizde boğulmamak adına çareyi, 2007-2012 yılları arasında yaptığı gibi Ordu’ya sarılmakta görüyor. Şu anda gladyo, özel savaş kurumları tüm dehşetiyle devreye girmiş durumdadır. Ergenekon ve Balyoz davalarından yatanların alelacele bırakılmasının bu dehşet senaryosuyla doğrudan bağlantısı vardır. 

AKP yılana sarılarak boğulmaktan kendisini kurtaramaz, sadece ölümünü biraz daha hızlandırmış olur. Tarihten de biliyoruz ki; Türkiye’de milliyetçi ve faşizan politikalar, bütün hükümetleri mutlaka çözmüş ve yenilgiye uğratmıştır. AKP’de şu anda aynı sonu yaşıyor. Orduyu çare gören bir siyasi iktidar kendi bitişini ilan etmiş oluyor. 

Hiçbir biçimde AKP’nin provokasyonlarına gelmemek lazım. AKP kendisiyle birlikte Türkiye’yi bitirmek istiyor, Türkiye halkları buna müsaade etmemelidir. Halkımız ve Türkiye toplumu demokratik tepkilerini en güçlü bir biçimde ortaya koyarak AKP’nin provokasyonlarını zamanında deşifre etmeli ve boşa çıkarmalıdır. Bu anlamda Diyadin’de halkımızın geliştirdiği tutum taktire değer ve örnek alınması gereken bir yaklaşımdır.

Türkiye’yi, AKP’nin çektiği cehennemden ancak HDP kurtarabilir. Barış ve demokratik çözüm kadınların, halkların ve emekçilerin özgürlük partisi HDP’de yaşam bulacaktır. Yüzde 48 oranında kadın aday katılımıyla kadınların özgürlük partisi haline gelen HDP, kadınların öncülüğünde ve sözcülüğünde demokratik siyaseti zafere taşıyacak, her türlü kirli savaş ve şiddet siyasetini tarihe gömecektir. 

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA 

http://www.yeniozgurpolitika.org/index.php?rupel=nivis&id=7940

AKP’nin güçlü ve gerici müttefiki: Ulusalcılar!

Herhangi bir yurttaş topluluğu homojen değil elbette. Her birinin içinde ayrıksı duranlar var. Bundan sonra da olacak. ‘Ulusalcı’ sıfatıyla adlandırılan kesimin de farklı temsilcileri var kuşkusuz. Burada özetlemeye çalışacağım muhtelif‘eşikler’ ise çoğunun ‘onay’ verdiği türden.

Anlayabildiğimce Türkiye ulusalcılarının iddialarından biri, solculuk. Tabii bu çok uzun mesele. Öncelikle, Türkiye solcularının çoğu birbirini solcu saymaz! Kendi kendilerine ettiklerini, düşman etmez.

En büyük şansları AKP

Buna mukabil hangi SSÖ’yü (solculuk standartları ölçütleri) uygularsanız uygulayın, ulusalcıları solcu kabul etmenin mümkün olmadığı kanısındayım. Sade suya tirit bir anti-emperyalizmle Kemalizm’in en 1930’lu niteliklerinin harmanlanıp sunulması. Karşıtlık ve tepkiler üzerinden şekillenip bazı kesimlere duyulan hınçla süslenen bir milliyetçilik.

Tabii en büyük şansları, AKP oldu. Öyle bir parti ve Türkiye’yi öyle bir noktaya taşıdı ki, sanki haklı gibi görünmeye başladılar. Hadi oradan, ne ilgisi var…

Yıllardır, bazen açıktan bazen üstü kapalı ırkçılık yapıyorlar. Özellikle Kürtler söz konusu olduğunda durum, iyice utanç verici. Nefret kusuyorlar. AKP’nin milliyetçi ayağıyla kolaylıkla uzlaştıkları nokta da bu. Örneğin Kürtler öldürüldüğünde, Sözcü ve Yeni Şafak bir anda aynı dili kullanıveriyor.

Günlük pratiğin bir parçası olarak ırkçılık

Tabii okuyucuların tümü ırkçı filan değil. Memleket insanı ırkçılığın ne olduğundan da habersiz aslında. Belki de günlük pratiğin bir parçası olduğu içindir. Yıllar önce ırkçı olmadığını iddia eden bir yakınıma‘Kızını Kürt’e verir misin?’ diye sorduğumda sinirlenip ‘Ne ilgisi var?’ demişti! Çok da iyi, vicdanlı bir insandı üstelik.

Mesela, Nazım Hikmet’li oyunlara gidiyor bir kısmı ve büyük oranda anti-komünist olan bu topluluk, delicesine alkışlıyor. Oyun çıkışında, ‘vatan çek defterlerinizse…’ mırıldanıyorlar vs. İyi de şair bir tek bunu dememiş ki.

Aynı insanlar değil mi, devlet gençleri katlederken bayrak asıp sarktıkları pencerelerinden hararetle tezahurat yapanlar. Dünyaya sınıflar arasındaki ilişkileri anlamaya çalışarak, eşitlik ve özgürlük ilkeleriyle bakmıyorlar. Bakınız şu aralar dillerine pelesenk ettikleri, ‘HDP ile AKP anlaştı’argümanı da aynı birikimden süzülen tavrın sonucu. Kürt oldukları yetmezmiş gibi bir de AKP ile anlaştılar. Bak sen, daha ne olsun değil mi?!

Ne öneriyorlar bu ülke için?

Ulusalcı kesimin, memleket‘liberal’ine (bunun sorunlu bir adlandırma olduğunu bir kez daha yinelemek isterim), adını koyalım‘Yetmez ama evet’ grubuna sövmek dışında nasıl bir mahareti var? Ne öneriyorlar bu ülke için? Yıllardır bir şey dediler de bizler mi duyamadık? Türkiye’nin temel sorunlarına dair çözüm önerileri nedir? Hadi bunun da adını koyalım, Kürt sorununu nasıl çözeceklerini düşünüyorlar? Hukukçu ve siyasetçilerin tartışmasını dahi ayıp bulduğum (çünkü psikolog ve eğitim bilimcilerin işi bu) anadilde eğitim konusunda ne düşünürler? Bu ölçüde ‘hak oğlu hak’ olan bir konuda, özgürlükçü tek bir sözcüğe sahipler mi? Ya da örneğin ‘üniter’ yapı! Ömürlerini böylesi katı bir üniter sistemde mi geçirmek istiyorlar? Türkçesi, ‘yaşamımıza dair her kararı üç beş kişi alsın’ mı derler? İdari yapı konusunda iler tutar bir fikre sahipler mi? Yoksa ‘İki ulusalcı baro başkanıyla E. Ülker Tarhan bize yeter, bir şey düşünmesek de olur’ havasındalar mı?

Ulusalcı kesimin en iri görünürlüğü herhalde Cumhuriyet mitingleriyle oldu. Mitinglere katılan herkes aynı telden çalmıyordu kuşkusuz. Nitekim örgütleyip konuşma yapanlar arasında da farklı tonlar vardı. Yüz binlerce kaygılı yurttaşın sokağa çıkması çok olumlu bir durumdu.

Buna mukabil, sokağa ne için çıkıldığı da önemli tabii. Yurttaşın eylemci haline gelişi, en başta‘örgütleyiciler’i rahatsız etti ve mitinglere kendileri son verdiler! Sanırım bu çok dikkat çekici durum. Buna mukabil aynı mitinglerin AKP seçmen kitlesinin kemikleşmesinde pay sahibi olduğu da açık. Kişisel olarak o mitinglerde yüz binlerce yurttaşın, ‘örgütleyenlerce’yönlendirildiği ve sonunda ‘aslında’onları ürküttüğü için sonlandırıldığı kanısındayım. Her neyse.

‘O zaman biz bu boku neden yedik?’ hikayesi

AKP’nin böylesine güçlenmesinde en kritik eşiklerden biri ise, tam bir Aziz Nesin öyküsü olan ‘367’ kararı. Konu üzerine ilk eleştiri yazılarından birini kaleme almıştım sevgili Radikal İki’mizde. İlk günlerde pek ciddiye alınmayan 367 tartışması, birkaç ay içinde gündem olmuş ve AYM, baskıya dayanamayıp (tam o esnada bir de saçma sapan ‘internet muhtırası’yayınlandı!) berbat bir karar vererek, cumhurbaşkanı seçimi için toplanan TBMM’deki ilk oylamayı ‘eylemli İçtüzük değişikliği’ olduğu gerekçesiyle, iptal etmişti. Anayasa’da var olmayan bir ‘yetersayı’ uydurmuştu.

Uzatmayayım. Hedef, Gül’ü cumhurbaşkanı seçtirmemek ve AKP’yi zayıflatmaktı! Sonuç: Erken seçim kararı+AKP oylarında patlama (47)+Gül’ün yeni TBMM’de seçilmesi+bugün ülkenin başına dert olan ‘beş yıllığına halk tarafından seçilme’ kuralını getiren anayasa değişikliğinin büyük şaşkınlıktan yararlanıp gerçekleştirilmesi. AYM’nin prestijinin yerle bir olması da işin cabası. Aziz Nesin öyküsü dediğim bu. Malum, sonu ‘O zaman biz bu boku neden yedik?’ ile biten meşhur öykü!  Oysa 367 kararı verildiğinde, ulusalcılar nasıl da mutluydu.

Aynı manzara, AKP’ye açılan kapatma davasında da yaşandı. O zaman da yazmıştım: Davayı açan başsavcı ile partisi hakkında dava açılan zihniyet arasında, anlamlı bir fark olmadığı kanısındayım. İkisi de aynı derecede otoriterdi. Davayı açan başsavcının AKP’ye katkısı, inanın herhangi bir seçmen topluluğundan çok daha büyüktür. AKP son derece ‘ucuz’ bir iddianameyle kapatılmak istendi. Sonunda AYM, hem ulusalcıları hem iktidar yanlılarını tatmin edecek bir karar verdi: Devlet yardımından kısmen mahrum bırakılması.

Bu yolla ‘AKP laikliğe aykırı eylemlerin odağı oldu, ama çok da olmadı!’ denilmiş oldu. Dava, AKP’nin arayıp bulamadığı fırsatı bir kez daha sundu: Mazlumluk! ‘AKP bir insan olsaydı, kim olurdu?’şeklinde soru yöneltilse, takdir edersiniz ki yanıt, Küçük Emrah olur…

Berbat ve anti demokrat tavır

Ulusalcı kesimin yaşamsal eşiklerdeki berbat ve anti demokrat tavrı, 2010 yılı gelip anayasa değişikliği yapıldığında yönelttikleri ve bu kez ‘haklı’ olan eleştirilerini, tümüyle değersizleştirdi. Ulusalcı yazarlar, 2010 Eylül’ünde ‘ciddiye alınmak’ için gerekli ‘özgeçmiş’e sahip değillerdi ne yazık ki. Hâl böyleyken, yargının göz göre göre ve bu kez ‘bir bütün’ olarak elden çıkıp ‘şah iken şahbaz’ oluşunda, işte o nahoş özgeçmişin de azımsanmayacak payı oldu.

Hiç kusura bakmasınlar

Yukarıda yalnızca bir iki örnek üzerinde duruldu. Onlarca başkasını bulmak mümkün.

Ulusalcılar şimdilerde, ‘dinciye zamanında dinci demiş olmanın’gururunu yaşıyor gibi. Hiç kusura bakmasınlar. ‘Sizin şu hayattaki sözünüz nedir?’ sorusuna anlamlı/özgürlükçü bir yanıt verip vermedikleri önemli. Bu ülkede yaşayıp kendilerine benzemeyene yaşam hakkı tanıyıp tanımadıkları önemli. İkna odası gerzekliklerine özlem duyup duymadıkları önemli. Demokrasinin kıyısından dahi geçmemiş ‘Reis’in yaptığı atamalara haklı tepki gösterirken, Sezer dönemini sorgulayıp sorgulamadıkları önemli. YÖK’ün yeni ve azı dualı sahiplerini değil, YÖK’ü eleştirmeleri önemli. Gezi Parkı’nda ısrarla birlikte yaşamak isteyen farklı kesimlerin ayırtına varıp varmadıkları önemli. Dünyadaki değişimi ne ölçüde algıladıkları önemli. Hani çoğu‘Geziciyiz’ diyor ya; işte Batı demokrasilerinde yönetim biçimlerinin yavaş yavaş ‘park forumları’na dönüştüğünü fark edebilmeleri önemli.

Marifet değil

AKP’ye bugüne dek, sözüm ona muhalefet ederek verdikleri müthiş desteği (!) görmezden gelip bıkıp usanmadan aynı tutucu/muhafazakâr/ırkçı zırvaları tekrarlamaları ve Facebook hesaplarına Berkin, bayrak fotoğrafları koyarak, T.C. rumuzlarıyla önemli bir iş yaptıklarını sanmaları, doğrusu hiç marifet değil. Bunun için öyle fazlaca ‘düşünme yetisine’ de ihtiyaç yok.

Tabii kendileri bilir. Seçim öncesinde, dehşetli bir zekâ ürünü olduğu varsayımıyla ‘Ay duydun mu AKP-HDP çoktan anlaşmış’ deyip her patlayan silahta, yitip giden canda ‘bak dememiş miydim?’cinlikleriyle, ortalıkta zevzek zevzek dolaşmak da bir tercih.

Kendilerini yönetenlere, ayırt edilemeyecek ölçüde benziyorlar.

http://www.diken.com.tr/akpnin-guclu-ve-gerici-muttefiki-ulusalciar/

HDP’NİN MİLLETVEKİLİ ADAYLARI / TAM LİSTE

HDP’NİN MİLLETVEKİLİ ADAYLARI / TAM LİSTE

ADANA 
1) RIDVAN TURAN
2) MERAL DANIŞ BEŞTAŞ
3) VEDAT ÖZKAN 
4) BEYHAN GÜNYELİ 
5) TUGAY BEK 
6) HATİCE KAVRAN 
7) BARIŞ KARABIYIK 
8) FERİDE PEYNİRCİ 
9) İSMAİL BAŞARAN 
10) NEFİSE BALYEMEZ 
11) REŞİT ERTAŞ, 
12) KADER DUMAN 
13) HIDIR KOLUMAN 
14) FEYRUZE GÜMÜŞ 

ADIYAMAN 
1) BEHÇET YILDIRIM 
2) YASİN TAHTA 
3) AYTEN YILMAZ 
4) FERHAT TEMEL 
5) BİRSEN TUNÇ 

AFYON 
1) REMZİ YAŞAR DİKMENYILDIZ 
2) CAVİDAN NİZAMOĞLU 
3) MUSTAFA KOÇER 
4) MÜGE YAMANYILMAZ 
5) HASAN KOÇAK

AĞRI

1) LEYLA ZANA 
2) BERDAN ÖZTÜR 
3) DİRAYET TAŞDEMİR 
4) MEHMET EMİN İLHAN

AMASYA 

1) ÇİĞDEM ATALAY 
2) NURETTİN ALKAN 
3) MUSTAFA IRMAK

ANKARA 1. BÖLGE
1) SIRRI SÜREYA ÖNDER 
2) SERKAN ÖZKAN, 
3) SONGÜL EROL ABDİL
4) PERİHAN KİRAZ
5) FİRDEVS KANTAR
6) CELAL DEMİR
7) ZELAL DENİZ DEMİR
8) MEHMET TEKİN OKAY
9) İSMİHANSARIATEŞ
10) BURCU YILDIRIM
11) BÜLENT DURUKAN
12) NURSEL GÜVENDİR
13) EMİN ÇARBOĞA
14) SÜNDÜZ KELEŞ
15) HÜSEYİN ATEŞ
16) AHMET DEMİREL
17) NAZİK KILIÇ
18) ABDULKANİ TATLISU

ANKARA 2. BÖLGE
1) MAHMUT MENDUH UYAN
2) GÜLSEN ÜLKER
3) AYDIN ÇUBUKÇU
4) NURSEL ÖZTÜRK
5) REMZİYE GÜÇLÜ
6) İSMET YALÇINKAYA
7) İLKNUR YILMAZ
8) KAMBER ATEŞ
9) MEHTAP ÖZKAN DELİDUMAN
10) ORHAN ÇELEBİ
11) MÜNİBE KOÇ
12) GÜLİSTAN AYDOĞDU
13) ŞERİF OTİ
14) DİLEK ERTÜRK

ANTALYA
1) SARUHAN OLUÇ
2) DENİZ YILDIRIM
3) NURAY ERÇAĞAN
4) HADİ CİN
5) AYSEL İBİLİ
6) İSHAK KAHRAMAN
7) GÜLKIZTÜRKDOĞAN
8) ATALAY METE
9) İLKİN MANYA
10) HASAN KIYAFET
11) LEYLA RUKEN YOLCU
12) SAVAŞ SEZGİN
13) SONGÜL ŞARKLI

ARDAHAN

1) TAŞKIN AKTAŞ
2) ARZU MOCO

ARTVİN

1 RECEP DEMİRCİ 
2) CELAL OSMANAĞAOĞLU

AYDIN

1) FİLİZ KOÇALİ
2) MUZAFFER YÖNDEM
3) SEVAY AKKAN AÇICI
4) NAZLI BOZA KİBAR
5) MAHMUT NACAR
6) DERVİŞ PEKER
7) AYFER DEMİRER

GAZİANTEP
1) CELAL DOĞAN
2) MAHMUT TOĞRUL
3) GÜLSEREN KOCAER
4) FATOŞ ÇETİNKAYA
5) BERİVAN ÖZPOLAT
6) OSMAN DEMİRCİ
7) TUĞÇE ÖZSOY
8) MAHMUT FERMANOĞLU
9) GÜZEL KOÇ
10) DİLEK BÜYÜKKAYA
11) MACİT BOZKURT
12) M.NURİ DENEK

AKSARAY

1) BİRCAN DUMAN 
2) İSMAİL DOYGUN

BARTIN

1) DİREN CEVAHİR ŞEN
2) SİNAN ÇOKSU

BALIKESİR

1) CEFER ÇELİK
2) BEDRİ ARIK
3) ESENGÜL BEŞLİ
4) A.ZEKİ AÇIKGÖZ
5) AYŞE IŞIK
6) ŞUAYİP ÇETİN
7) HAYRETTİN ŞEN
8) FARUK NAFİZ SAYIN

BAYBURT

1) ABDULKADİR CANALIR
2) MERCAN CEVAHİR

BATMAN

1) ALİ ATALAN
2) SAADET BECERİKLİ
3) AYŞE ACAR BAŞARAN
4) HASAN YAĞIZ

BİLECİK

1) PERİHAN KARAKOÇ
2) ÖMER EGE

BİNGÖL

1) HİŞYAR ÖZSOY
2) SERHAT GÜMÜŞ
3) SEVGİ ÖĞÜNÇ

BİTLİS

1) MİZGİN IRGAT
2) MAHMUT CELADET GAYDALI
3) OSMAN FATİH ŞANLI

BOLU

1) NEVZAT SANCAK
2) NUR TÜRK
3) GÜNER YAVUZ

BURDUR

1) CELAL ÇİÇEK
2) BETÜL TAYLAN
3) TANER TAŞ

BURSA

1) ASİYE KOLÇAK
2) METİN KILIÇ
3) HÜSEYİN ARMAĞAN
4) CEYLAN EROL
5) ŞAHİN AKIN
6) FATMA ÖZEN ÇERENÇE
7) MEHMET DENİZ BÜYÜK
8) RÜSTEM AVCI
9) HATİCE ATEŞ
10) ALİ DAĞ
11) BİRGÜL ASENA HIZAL
12) ŞENOL GÜL
13) MÜNESRA GEÇİMLİ
14) BERTAL CAMKIRAN
15) GURBET ÇELİK
16) RAHİM DEDE
17) NURİ BAYGINDIR
18) MEHMET ERDOĞAN

ÇANAKKALE

1) ÖZLEM ERGÜN AÇANAL
2) MİHRİMAN ŞAH
3) ERGÜN FİDAN
4) LEYLA YAVUZ

ÇANKIRI

1) SELFİNAZ GÖÇMEZ
2) HÜSEYİN KARAKAŞ

ÇORUM
1) MUHARREM ÖZÜNEL
2) ÜMİT KÜÇÜKBAYATLI
3) MELİHA ÜŞÜDÜR
4) HASİBE BEYAZ

DENİZLİ
1) PERİHAN ÜGE
2) AHMET TURHAN
3) EMİNE YALÇIN
4) DİLAVER SENEM
5) AYFER İNAN
6) YUNUS ÖZDEMİR
7) ÖZGÜR ÇAVUŞOĞLU

TUNCELİ

1) ALİCAN ÖNLÜ
2) EDİBE ŞAHİN

DİYARBAKIR
1) İDRİS BALUKEN
2) NURSEL AYDOĞAN
3) NİMETULLAH ERDOĞMUŞ
4) FELEKNAS UCA
5) ALTAN TAN
6) ÇAĞLAR DEMİREL
7) ZİYA PİR
8) İMAM TAŞÇIER
9) SİBEL YİĞİTALP
10) ADNAN CENGİZ
11) NESRİN HİLAL ŞANLI

DÜZCE 

1) YÜKSEL BUDAK
2) ALİ ŞEKER
3) ABDURRAHMAN OĞUZ

EDİRNE

1) HÜLYA YER
2) HASAN ŞİMŞEK
3) SEDAT ZIMBA

ELAZIĞ

1) ORHAN DEMİRBAĞ
2) TÜRKAN BİNGÖL
3) ALİ CEMAL ZÜLFİKAR
4) ABDULLAH KARAHAN

ERZİNCAN

1) EROL AĞDAŞ
2) FATİMA TURAN

ERZURUM

1) SEHER AKÇINAR BAHA
2) KAMİL AYDIN
3) ŞİYAR ASLAN
4) DİLİN BİNGÖL
5) HELİN AKIN
6) CANŞAH ÇELİK

ESKİŞEHİR

1) METE GÜRSOY
2) RUKİYE GÜVEN
3) HASAN HÜSEYİN KARABULUT
4) GÜLSER ŞENŞAFAK
5) CEREN GÖKÇE
6) BARIŞ SULU

GİRESUN
1) FİLİZ ÇAKIR
2) NALAN COŞKUN
3) KAZIM YAMAN
4) MUSTAFA YUSUFOĞLU

GÜMÜŞHANE
1) HAYATİ GÜNAL

HAKKARİ

1) SELMA IRMAK
2) NİHAT AKDOĞAN
3) ABDULLAH ZEYDAN

HATAY

1) SEMİR ÖZTOPRAK
2) NİHAT ERASLAN
3) HİLMİYE KIZILAY
4) KEREM NALBANT
5) SEYHAN NURAL
6) ARİFE AYMAZ
7) ŞİRİN NUR VURAL
8) BEKİR SOYLU
9) A.KADİR ASLAN
10) PERİ ÇİFTÇİ

IĞDIR 

1) MEHMET EMİN ADIYAMAN
2) KIZNAS TÜRKALİ

ISPARTA

1) HAZNE ARSLAN
2) ÖMER KARTAL
3) GÖZDE KAYA
4) HACER ERTÜRK

İSTANBUL 1. BÖLGE 

1) SELAHATTİN DEMİRTAŞ
2) HÜDA KAYA
3) ERDAL ATAŞ
4) SERPİL KEMALBAY
5) ABDULLAH BÜLENT ULUER
6) HASAN GÜLÜM-PARTİZAN
7) NURİYE AVŞAR
8) NİLGÜN ONGAN
9) KEMAL PEKÖZ
10) SEZİN UÇAR
11) MURAT MIHÇI-ERMENİ
12) SEMRA GÜVEN ALKAN
13) MUSA PİROĞLU- ENGELLİ
14) HÜRRİYET ÖZÇELİK
15) ÇAĞDAŞ KÜÇÜKBATTAL
16) ÜMİDE AYSU
17) ABDULBAKİ BOĞA
18) SÜHEYLA İNAL
19) ALTAN AÇIKDİLLİ
20) NURHAN YILDIRIM
21) CEMAL ÇOBAN
22) FİLİZ YALÇIN-ENGELLİ
23) ÖMER AŞKARA
24) NECMİYE GÜNEŞ
25) AHMET AYDIN
26) SEMİHA AYŞE ÖKTEN STULLTHOFF
27) HASAN HÜSEYİN KÜÇÜKAYDIN
28) BESTE KAPLAN
29) FATMA SAYGILI
30) AYŞEGÜL ŞEREFHANOĞLU
31) ERMAN ASUMAN ERGİN

İSTANBUL 2. BÖLGE

1) TURGUT ÖKER
2) FİLİZ KERESTECİOĞLU
3) SEZAİ TEMELLİ
4) ŞERİFE ERBAY
5) SALİH ŞAHİN
6) ARİFE ÇINAR
7) TAHSİN YEŞİLDERE
8) GÜLSÜM AĞAOĞLU
9) DENİZ ZARAKOLU
10) FLOR ULUK BENLİ
11) EMİNE GÜNGÖR ÖZTÜRK
12) EYÜP GÜNEYSEL
13) FATMA ÖZDEMİR
14) ABDULLAH BARAN
15) MELİHA VARIŞLI
16) MEHMET SALTOĞLU
17) ELİF ŞAHSIN SIRLIOĞLU
18) HIDIR KARADAŞ
19) İNCİSEL ALPTEKİN
20) SABRİ GÜL-EMEP
21) SAİME OĞUZHAN
22) FERİDE ELÇİN
23) BARIŞ KOÇAK
24) DİLBER KOÇAK
25) MELTEM TÖKER

İSTANBUL 3. BÖLGE

1) PERVİN BULDAN 
2) KARABET PAYLAN
3) LEVENT TÜZEL
4) ALİ KENANOĞLU
5) BEYZA ÜSTÜN
6) AYŞE BERKTAY
7) KEMAL PARLAK
8) ABDULHEKİM DAŞ
9) ZEHRA ŞAHİN
10) ŞEFİKA GÜRBÜZ
11) HALİME YAVUZ
12) EYÜP ERSÖNMEZ
13) HÜLYA İMAK
14) FIRAT EPÖZDEMİR
15) FATMA BEYHAN EROĞLU ER EYÜPOĞLU
16) M.ŞERİF ÖNER
17) NAZİRE GÜNEŞ
18) YAKUP MAVZER
19) ELİF BULUT
20) SEVGİ YALÇIN
21) SUNER SAKÇI
22) DİLEK SULTAN NAYMAN
23) ERKAN METİN
24) NERGİZ VASFİOĞLU
25) ERHAN DAŞKAYA
26) BURCU DEMİRBAŞ
27) ABDULCELİL ÖZTEKİN
28) CEMİLE AKGÜN
29) HÜLYA BAYRAM
30) MEHMET TORUŞ
31) HALİL SAVDA

İZMİR 1.BÖLGE

1) ERTUĞRUL KÜRKÇÜ
2) FERHAN ADEMHAN
3) PINAR AYDINLAR
4) MUSTAFA YALÇINER
5) AYŞE ERKEK
6) BAHATTİN CANBEYLİ
7) AHMET ÖNERGE
8) HÜLYA GÜLGÖR
9) MELİKE ARI
10) BAYRAM ERCAN
11) ÜLKÜ YALÇINKAYA
12) AYŞE FIRTINA ÖZEN
13) KAMİL AĞAOĞLU

İZMİR 2.BÖLGE
1) MÜSLÜM DOĞAN
2) EYLEM YILDIZ
3) ZEKİ GÜL
4) PINAR TÜRK
5) İBRAHİM AKIN
6) SEMRA UZUNOK
7) BERRİN ESİN KAYA
8) SÜLEYMAN GÜNDÜZ
9) DİLEK BAKIŞ
10) ÖZER AKDEMİR
11) SİNAN UĞUR
12) ŞEHNAZ BABA AKTAŞ
13) HAMDİ ÖZTÜRK

KARS

1) AYHAN BİLGEN
2) ŞAFAK ÖZANLİ
3) ÖNDER FİDANVAY

KASTAMONU

1) HAMZA ÖZKAN
2) HÜSEYİN GÖKOĞLU
3) ZEYNEP ÖZKAN

KAYSERİ

1) SULTAN GÜNEŞ ÖZCAN
2) DAĞISTAN BUDAK
3) NURAN ERGEN
4) HASAN DAŞKIN
5) GÜZEL ÖZDEN
6) KENAN MARAŞLI
7) SÜLEYMAN GÖKALP-İLK AMED
8) DERVİŞ KABAK-İLK ADIYAMAN
9) ETHEM KAVAK

KIRKLARELİ

1) EMİNE NİLÜFER ATAMAN
2) MEHMET BOZTEMİR
3) MUZAFFER KAYA

KIRŞEHİR

1) ONUR ŞAHİN
2) AYŞE MERVA AYTEMUR

KOCAELİ 

1) ALİ HAYDAR KONCA
2) AYFER KOÇAK
3) GÜNER KİZİR
4) DİLBER ÖRNEK
5) İBRAHİM ERGİN
6) SEVDA ÖZER
7) SİNAN ODABAŞI
8) AYTEN YILMAZ
9) HASAN AVŞİN
10) BEDİHA SALHAN
11) AHMET OKUYUCULAR

KÜTAHYA 

1) AHMET TOPRAK
2) NERMİN BİRGÜL HAKAN
3) METİN ÖGE-EMEP
4) AYSUN ÇELİK

KONYA 

1) BATTAL ODABAŞI
2) SERAP KAYA
3) HÜSEYİN ÖZKAN
4) ŞAZİYE ŞENER
5) NİHAL ALAYDIN
6) ADNAN SEYHAN
7) EYLEM ALMAS
8) KAMURAN TEKİN
9) GÜLÇİN KÖNEŞ
10) İBRAHİM CAN
11) GÜNAY SAĞIR
12) SAMİ ACAR
13) OSMAN ÇELİK
14) BÜLENT ÖRÜNÇ

KARAMAN
1) HÜSEYİN MERTOĞLU
2) SİBEL ÇELİK

KIRIKKALE

1) ABDULLAH KOÇ
2) FULYA ALİKOÇ
3) AYŞE DURMUŞ

KARABÜK
1) MÜŞERREF SERAP YOLCU
2) SADIK UÇAL

KİLİS
1) KASIM KISA
2) TÜLAY SARI KABADAYI

MARAŞ

1) AZİZ TUNÇ
2) AYŞENUR VAİZOĞLU
3) İBRAHİM ÇİÇEK
4) SİBEL IŞIK
5) EMRE GENÇ
6) MERYEM YILDIZ
7) İBRAHİM ŞAHİNDAL
8) SÜLEYMAN DEPREM

MALATYA

1) AYDIN ERDOĞAN
2) PERİHAN YÜCEKAYA
3) AHMET AKAR
4) LATİFE ULUTAŞ
5) BETÜL KURNAZ KILIÇ
6) NECDET BALİ

MANİSA 

1) ALİ AFATLI
2) SİBEL GENÇ
3) MEJDEL ACAR
4) MEHMET TARLABÖLEN
5) ABİDİN BAŞBOĞA
6) GÜLSEREN ONGUN
7) MUSTAFA YILDIRIM POLAT
8) CUMALİ YILDIZ
9) İHSAN ÇAÇA

MARDİN

1) MİTHAT SANCAR
2) GÜLSER YILDIRIM
3) EROL DORA
4) MEHMET ALİ ASLAN
5) ENİSE GÜNEYLİ
6) NURULLAH GÖRHAN

MERSİN

1) DENGİR MİR MEHMET FIRAT
2) ÇİLEM KÜÇÜKKELEŞ ÖZ
3) ALİ TANRIVERDİ
4) ÖZLEM ŞEN
5) NURSEL DEMİR
6) MAHMUT KARABULUT
7) HİLAL KARAHAN-SYKP
8) NAZIM ASLAN
9) MEHMET TAŞÇI
10) ŞİLAN AYDIN ÜZGEÇ
11) MÜSLÜM TANK

MUĞLA

1) HÜRRİYET KARADENİZ
2) MEHMET POLAT
3) NURHAYAT TEKGÜL
4) KAMURAN RESULOĞULLARI
5) AYLA APLEYLA (SYKP)
6) MEHMET EMİN GERS

MUŞ

1) BURCU ÇELİK 
2) AHMET YILDIRIM
3) MENSUR IŞIK

NEVŞEHİR

1) METE PAK
2) FUNDA TEMEL
3) BEKİR FUAT AKBAL

NİĞDE

1) CAFER KILIÇ
2) İPEK EKREM

ORDU

1) AHMET CEVAT GÜNEY
2) CAHİT ONGUNYURT
3) GÜNGÖR ATAŞ
4) TURAN BAYRAK
5) GÜVEN ATABEY

OSMANİYE 

1) AHMET ŞAKİR
2) YÜKSEL TECİK
3) SİNAN KORKMAZ
4) FATMA SEREZLİ

RİZE

1) NECMETTİN DURMUŞ
2) SELDA KARAFAZLI KURŞUN
3) TURGAY KÖSE
SAKARYA

1) NESLİN GÜMÜŞ
2) CENGİZ TOPBAŞLI
3) LEYLA KIZIL
4) CUMHUR ATAY
5) AYŞEGÜL ALTINTAŞ
6) AYDIN KINAY
7) TÜLAY DEMİRTAŞ

SAMSUN

1) ALP ALTINÖRS
2) MAKBULE EFE BAYSAL
3) İLHAN CÜRE
4) SAİT KOCAMAN
5) AHMET ÇAĞIN
6) EMİNE ÇEPNİ
7) TARIK TOPÇU
8) SALİHA ALACA
9) ERDAL YÜKSEL

SİİRT

1) KADRİ YILDIRIM
2) HATİCE SEVİM TEKİN
3) İSMAİL AYDIN

SİNOP

1) CEMİL YILDIZ
2) AYŞEGÜL KAFKAS

SİVAS

1) DURSUN YILDIZ
2) ŞAHTURNA AĞDAŞAN
3) MEVLÜDE ACAR
4) CEVAT AKTAŞ
5) YAŞAR VURAL

ŞIRNAK

1) FAYSAL SARIYILDIZ
2) LEYLA BİRLİK
3) FERHAT ENCÜ
4) AYCAN İRMEZ

TEKİRDAĞ

1) ERDAL AVCI
2) SEVGİ EVREN
3) SABRİ TOPÇU
4) HİLAL CİVİL
5) ELİF GÜLER
6) LOKMAN TEKİN

TOKAT

1) MURAT TOPRAK
2) BAHAR ÖZER
3) ERKAN KESKİN
4) GÜLCAN GÜMÜŞ

TRABZON

1) HÜSEYİN TAKA
2) MUAMMER CELEP
3) MEHMET MUSTAFA OLCAYTO
4) TURAN ÇAVUŞOĞLU
5) NURETTİN KARADENİZ

URFA
1) OSMAN BAYDEMİR
2) DİLEK ÖCALAN
3) İBRAHİM AYHAN
4) LEYLA GÜVEN
5) ZİYA ÇALIŞKAN
6) YASİN BATAN
7) GÜLCAN AVCI
8) SERHAT DİCLE YÜKSEL
9) HADLE UĞUR
10) RASİM ÇAKMAK
11) YAĞMUR AKAY
12) AYŞE DOĞAN

UŞAK

1) ESENGÜL DEMİR
2) MUSTAFA KIZILDAĞ
3) SEYİTHAN YETKİN

VAN
1) FİGEN YÜKSEKDAĞ
2) LEZGİN BOTAN
3) YURDUSEV ÖZSÖKMENLER
4) ADEM ÖZCANER
5) TUBA HEZER
6) MUSA İTAH
7) REMZİ ÖZGÖKÇE
8) YELİZ YILDIRIM 

YALOVA
1) NİZAMETTİN ÖZTÜRK
2) AYNUR ERBAY

YOZGAT

1) ALİ ALBOSTANLI
2) ŞÜKRÜ ALMAZ
3) ÇİĞDEM SARIOĞLU
4) ÖZGÜR ŞEREF

ZONGULDAK
1) ALİ TOPALOĞLU
2) SONGÜL ZÜLEYHA TATLI
3) FAHRİ BOZBAŞ
4) İSMAHAN TOPRAK YAŞAR
5) BEDİRHAN GÜNEŞ