DHKP-C / MİT ilişkisi

Silahlı propaganda birlik komutanlarından, örgütün son derece önemli bir yerinde duruyorlar. Silahlı birlikler komutanı olabilmek için yıllar gerekiyor. Bu konuma gelebilmek için militanın, yurt içi ve yurtdışı kamplarda eğitim görüp, bu eğilimlerin sonrasında bir çok kez silahlı eyleme katılarak kendini kanıtlaması icap ediyor

27 Nisan 1996 cumartesi günü gazetelerin 1. sayfalarında alışılmışın dışında bir haberle karşılaşıyordu herkes. Milli istihbarat Teşkilatı kapılarını gazetecilere açarak uzun süredir sürdürülen sivilleşme ve yeniden yapılanma süreciyle ilgili bilgiler veriyordu. Müsteşarlık makamına üçyıl önce getirilen Sönmez Köksal ‘ın bu ilk basın toplantısında .MiT içerisinde yeni bir birimin kurulduğu da açıklandı.

Doğrudan müsteşarlığa bağlı olan bu birim (Kontr Terör Merkezi )diğer başkanlıkların üstünde yer alıyor: Kontr Terör Merkezi ‘nin, terör ‘tehdidinin önemini korumakta oluşu ve dış bağlantıları dolayısıyla artan istihbarat ihtiyacını karşılamak amacıyla kurulduğu açıklandı.

Bu olayı son derece ilginç kılan bir başka olay da MiT’in bu tanıtım atağından bir kaç gün önce yaşanmıştı. Doğrudan Kontr Terör Merkezini ilgilendiren bu olay enine boyuna tartışılmadan, sorgulanmadan sanki birdenbire geçiştirilmek istendi.

MIT MUHBIRINE INFAZ

Hürriyet gazetesinin verdiği bu haberde MIT’in DHKP-C içine sızdırdığı Salih Karacan adlı bir elemanının örgüt arkadaşları tarafından buluşma için çağrıldığı Esenler’deki bir inşaatta öldürüldüğü söyleniyordu. Üstelik öldürülen şahıs herhangi bir militan değil, bir silahlı propoganda birliği tim komutanı idi. Orgüt, Salih Karacan’ın MiT elemanı olduğunu öğrenmiş, ve daha önceki yöntemlerinden pek farklı olmayan bir şekilde beyninden kurşunlayarak cezalandırmıştı. işin en ilginç yanı her iki tarafın da bu olayı yalanlamamış oluşuydu.

Konunun önemi şurada. Silahlı birlikler tim komutanları örgütün son derece önemli bir yerinde duruyorlar. Örgütün lideri Dursun Karataş, silahlı propoganda birlikleri komutanlarının örgüt içindeki yerleri ve görevleri ile ilgili olarak şunları söylüyor: ‘Silahlı propaganda birlikleri, Devrimci Halk Kurtuluş Cephesi’nin silahlı güçleridir. Bu nedenle ‘Devirnci Halk Kurtuluş Cephesi, Silahlı Propaganda Birlikleri’adıyla anılır” (Kongre Belgeleri, sf. 78, mad.13)

Dursun Karataş’ın şu sözleri konuyu daha da ciddiye almamızı gerektiriyor: Silahlı propaganda birlikleri komutanları, parti üyesi olmak zorundadır. Birlik savaşçıları için böyle bir zorunluluk yoktur. Cephe üyesi olma niteliklerine sahip herkes birlik savaşçısı olabilir.” (Kongre Belgeleri, sf. 79, mad. 16)

Ve en önemlisi de şu: “Tüm silahlı birliklerde, siyasi taktik ve politikaları” belirlenmesinde son söz ve karar hakkı parti üyelerinindir.” (Kongre Belgeleri, sf. 79, mad. 17)

Tüm bunlar öldürülen Salih Karacan’ın örgüt içinde önemli bir yerde olduğunu, örgütün bir çok sırrını bildiğini, bununla birlikte örgütün bir çok önemli eyleminden haberdar olduğunu anlamamıza yetiyor. Dursun Karataş’ın bu sözlerinden silahlı propaganda birlikleri komutanlarının siyasi taktik ve politikaların belirlenmesinde söz sahibi, inisiyatif sahibi oldukları anlaşılıyor.

Diğer taraftan DHKP-C, Dursun Karataş’ın 1978 yılındaki ünlü askı bildirisinden bu yana Mahir çayan’ın politikleşmiş askeri savaş stratejisini benimsemiş bir örgüt. Yani bir silahlı birlikler komutanı olabilmek için yıllar gerekiyor. Bu konuma gelebilmek için militanın, yurt içi ve yurtdışı kamplarda eğitim görüp, bu eğitimlerin sonrasında bir çok kez silahlı eyleme katılarak kendini kanıtlaması icap ediyor. Görüştüğümüz DHKP-C mensupları bunun özellikle altını çiziyorlar. Çünkü her biri için savaşçı olmak, silahlı mücadelenin aktif bir parçası olmak ve yükselerek bir birlik komutanı, tim komutanı olmak en büyük ideaL. Ve fakat sadece seçilenler ve kendini kanıtlayanlar bu alanda yükselebiliyorlar .

Daha önce de belirttiğimiz gibi gerek DHKP-C gerekse diğer sol örgütlerin tarihi bu tür örneklerle dolu. Bu yüzden örgüt lideri Dursun Karataş, Kongre Belgeleri’nin 4 sayfalık 16 sayılı kararında bu konuya dikkat çekmiş, örgüt üyelerini uyarmıştı: “Hangi yanlışları yapıyoruz? Düşman üslerimize kadar nasıl girebiliyor, milyonlarca insanın içerisinde neden peşimize düşebiliyor? İlişki yürütmekte, ilişkileri denetlemekte, randevuda ne hata yapıyoruz ki, peşimize düşülüyor?” (Kongre Belgeleri, sf. 118, mad. 2)

Dursun Karataş’a bu sözleri söyleten, bu sözleri söylemesini gerekli kılan onca olay yaşanmıştı örgütte. Önderliğini Mahir Çayan’ın yaptığı THKP-C’de yaşanan ve hala karanlıkta olan, açıklanamamış Yüzbaşı İlyas Aydın olayından tutun da, geçenlerde öldürülen Salih Karacan olayına kadar bir çok kez sol örgütler MİT’in yanında yabancı istihbarat teşkilatlarının da ilgi odağı haline gelmişti. Bu olay örgütün başına ilk defa gelmiyordu. Örgüte daha önce de, hem de daha üst düzey sızmaların olduğu ortaya çıkmıştı. İnsanların aklına takılan soru şuydu: İstihbarat teşkilatları bu tür silahlı mücadele yürüten örgütlere sızarak sadece istihbarat mı topluyorlardı? Yoksa bu tür örgütlere sızarak kimi zaman kendi hedeflerini ortadan kaldırmak için bunları paravan olarak mı kullanıyorlardı? Örneğin geçenlerde öldürülen Salih Karacan daha önceki eylemlerini kimin adına gerçekleştirmişti? Örneğin geçen yıl yaşanan Gazi Olayları’nda aktif rol aldığı, bir çok karakol baskınına ve polise yönelik saldırılara katıldığı belirtilen Salih Karacan bu eylemleri hangi dava adına gerçekeştirmişti. Konuyla ilgili olarak görüştüğümüz Mahir Kaynak, MİT tarafından bu tür terör örgütlerine sızdırılan ajanların yükselebilmeleri için suç işlemekten başka çareleri olmadığını belirterek bunu son derece doğal görüyor. Bununla birlikte, MİT’in bu tür terör örgütleri içerisine sızdırdığı ajanları vasıtasıyla kendi hedeflerini de ortadan kaldırabileceği ihtimalini pek mümkün görmüyor.

Çünkü Mahir Kaynak’a göre bu, MİT’in kendi terör örgütünü kurmasıyla eşdeğer. Mahir Kaynak’a göre bu tür sol örgütler içinde başka istihbarat teşkilatlarının adamları da faaliyet gösteriyor. Gerektiğinde bu tür örgütler içerisindeki adamları vasıtası ile kendi hedeflerini örgütün hedefi haline getirerek saf dışı bırakıyorlar. Bunun yanında bu tür örgütleri Türkiye’ye karşı koz olarak kullanabiliyorlar.

Strateji uzmanı Melih Aktaş da kendisiyle daha önce yapığımız bir görüşme sırasında şöyle diyordu: “Bunların hepsi sahte komünisttir. Kaçtıkları ülkelere bakın; çoğu ya İsviçre’ye, ya Hollanda’ya, ya da Ingiltere’ye kaçmıştır. Içlerinden Rusya ‘ya kaçan var mıdır? Unutmayın TKP’nin İngiltere bürosu, İngiliz Haberalma Teşkilatı demektir! ”

İşin en ilginç yanı DHKP-C’nin şu ana dek gerçekleştirmiş olduğu eylemlerin hemen hemen tümünün bir yönüyle hep bir soru işaretini barındıran eylemler oluşu. Sadece 1990 -1995 yılları arasında gerçekleştirilen Hiram Abas, emekli Yarbay Ata Burcu, emekli Orgeneral Hulusi Sayın, emekli Oramiral Kemal Kayacan süikastlerinde insanlar kendilerini bazı sorular sormaktan alamadılar. Bu sorular özellikle 9 Ocak 1996 yılında, hala karanlıkta olan, adeta üstü örtülmeye çalışılan, cinayetin işlendiği günden bu yana tek bir delil, tek bir ipucu bile bulamayan polisin her seferinde katillerinin en yakın zamanda yakalanacağını duyurduğu Sabancı cinayetiyle daha da artıyordu. 1993 yılında DHKP-C tarafından gerçekleştirilen Hiram Abas cinayetinin de Sabancı cinayetinden altta kalır yanı yoktu. Öldürülmesi emrini doğrudan Dursun Karataş’ın verdiği Hiram Abas, MİT’te sivilleşmenin şart olduğunu, devletin PKK ile mücadele biçiminin yanlış olduğunu belirtmiş, ardından öldürülmüştü. Hiram Abas, MİT içindeki bir çok sızma olayını ortaya çıkarmış olduğu için özellikle CIA ve Ingiliz Haberalma Teşkilatı’nın da hedefiydi. Bununla birlikte Hiram Abas’ın Dev Sol (DHKP-C) raporu hala bulunabilmiş değiL.

MİT elemanlarından Salih Karacan’ın öldürülmesi, bu tür olayları anlamak bakımından önemli bir olay olarak çıkmıştır karşımıza. Zaman her şeyi açığa çıkaracaktır…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s