AKP’nin provokasyonlarına gelmemek lazım!

AKP’nin provokasyonlarına gelmemek lazım!

11 Nisan günü Ağrı Tendürek’te AKP ordusunun yaptığı operasyon ve sonrası yaşanan şiddetli çatışma, büyük bir AKP provokasyonudur. Çok iyi tartışılmış ve planlanmış bu provokasyonla AKP, ateşkesi bozarak çatışmalı bir süreci başlatmak istiyor. AKP’nin bu tutumu gerçek niyetini ele verdiği gibi çözüm sürecine taktik ve araçsal yaklaşımını da çok açık bir biçimde ortaya koyuyor.

Herkes tarafından şu çok iyi bilinmeli ki; AKP’nin çözüm niyeti olsaydı iç savaşa çanak tutan güvenlik yasalarını çıkarmazdı. AKP demokratik çözüm yöntemine inansaydı ve güvenseydi, ‘iç güvenlik paketi’ yerine Türkiye’nin iç barışını sağlayacak, demokrasisini geliştirecek kapsamlı bir demokrasi paketiyle toplumun karşısına çıkardı. Defalarca söylediğimiz gibi AKP bu paketle tercihini barıştan, çözümden yana değil savaştan yana yapmıştır. 

AKP meclisten geçirdiği iç güvenlik yasasıyla zaten savaş kararını almıştı ve bu kararı kamuoyuna deklare etmişti. AKP, valilere sınırsız yetkiler vererek, valileri bir nevi 1990’lı yılların olağanüstü hal valilerinin yetkileriyle donattı. Valilere istedikleri zaman askeri operasyon yapma inisiyatifi tanıdı. Bu manada Tendürek Dağı’nda gerilla noktasına yapılan baskını, bazılarının yaptığı gibi şaşkınlık numaraları içerisine girerek karşılamak veya PKK’yi suçlayarak ucuz değerlendirmelere gitmek, PKK’ye en büyük haksızlık olur. AKP’yi masum göstermeye çalışan her türlü tutum ve yaklaşım, özel savaş hükümeti AKP’nin değirmenine su taşımak anlamına geliyor. Çok açık ki Ağrı operasyonu AKP’nin mecliste aldığı savaş kararının bir uygulaması ve kesinlikle HDP’yi zayıflatmanın bir provokasyonudur. 

Tekrar da olsa şunun çok iyi bilinmesinde yarar vardır; iç güvenlik paketi gündeme girdiğinden beri, sınır hatlarında askeri operasyonlar, karadan gerilla noktalarına obüs ve havan saldırıları, havadan ise kopra saldırıları aralıksız bir biçimde devam etmiştir. Savaş ve keşif uçaklarının Medya Savunma Alanları’nda uçmadığı gün yoktur. AKP ateşkes sürecinde baraj, karakol-kalekol yapımlarını hızlandırarak sürdürmüştür. HES’lerin güvenliği adı altında yüzlerce kişiyi koruculaştırmıştır. Kürdistan’da onlarca çocuk ve genç insan polis kurşunuyla katledilmiştir. Tek bir katliamın hesabı dahi sorulmamıştır. Cezaevlerinden her gün yaşamını yitiren ağır hasta tutsakların cenazeleri çıkmıştır. Yani kısaca AKP bu süreçte de savaşı sürdürmüş, daha kapsamlı bir savaş için ise hazırlık yapmıştır. Şu anda da sınır hatlarına ve bütün karakollara ciddi bir güç yığınağı yapılıyor. 

Son süreçlerde elimize bazı bilgiler ulaştı. Bu bilgiler bir nevi Ağrı operasyonunu da doğrulamaktadır. Gelen bilgilere göre seçim öncesi, gerilla noktalarına havadan ve karadan bazı operasyonlar yapılacak, çatışmalı bir süreç geliştirilerek, ağır bir kaos ortamı yaratılacak ve HDP bunun sorumlusu gösterilerek hedef alınacaktır. Bu taktikle HDP savaşın nedeni olarak lanse ettirilecek ve özellikle Türkiye’nin batısında milliyetçilik tahrik edilerek etkili bir algı operasyonu ile batı bölgelerinde AKP’ye oy kazandırma, HDP’ye ise oy kaybettirme hedeflenecektir. 

Bu plan sadece seçimle de sınırlı değildir. Esas amaç; Türkiye’de büyük bir ilgiyle karşılanan ve giderek alternatif bir güç haline gelen HDP projesini etkisizleştirmek ve boşa çıkarmaktır. Anlaşılan o ki, gerileme ve dağılma sürecini yaşayan AKP, bu süreçte savaşı ve çatışmayı kendi çıkarına görmekte ve buna ihtiyaç duymaktadır. 

AKP’nin bu tehlikeli planı Tendürek’te gerilla kampına yapılan saldırıyla deşifre olmuştur. Ve bir kez daha açığa çıkmıştır ki AKP çözüm değil, oyun ve provokasyon peşindedir. Erdoğan’ın izleme heyetine takoz koymasının nedenini de burada aramak gerekiyor. İzleme heyeti kurulmuş olsaydı, bu heyet süreci geriye çeken ve provoke eden her türlü girişimi anında tespit eder ve önüne geçerdi. Erdoğan bu heyeti kafasının içindeki hile, komplo ve provokasyon senaryoları önünde engel gördüğü için engelledi. 

Çözüm niyeti olan bir hükümet, bu süreçte izleme heyetini hemen kurardı, İmralı’da müzakere sürecini resmen başlatırdı. Meclisi kapatmaz, hakikat ve yüzleşme komisyonunu kurar, Kürt sorununun demokratik çözümünü meclisin gündemine taşıyarak, yasalar çıkarırdı. 

AKP bu adımları atmış olsaydı, AKP’nin seçimi kaybetme gibi bir korkusu ve kabusu da sözkonusu olmazdı. Aksine AKP, barış ve demokratik çözümden yana olan toplumun yüzde 70-75 desteğini yanına alarak seçimden en güçlü parti olarak çıkardı. Fakat maalesef AKP, milliyetçi ve faşizan zihniyetinde ısrar ederek bu şansı elinin tersiyle itti, kendi eliyle kendisini bitirme sürecine soktu ve bir nevi bu seçimi de kabusu haline getirdi. On üç yılın iktidar sarhoşluğuyla çılgına dönmüş AKP, HDP’nin başarısı karşısında paranoyak bir ruh hali içerisinde kaybetme korkusunu derin yaşayarak, Türkiye’yi de kendi cehennemine çekmeye çalışıyor. 

Erdoğan AKP’si, kendisinin yarattığı dalgalı denizde boğulmamak adına çareyi, 2007-2012 yılları arasında yaptığı gibi Ordu’ya sarılmakta görüyor. Şu anda gladyo, özel savaş kurumları tüm dehşetiyle devreye girmiş durumdadır. Ergenekon ve Balyoz davalarından yatanların alelacele bırakılmasının bu dehşet senaryosuyla doğrudan bağlantısı vardır. 

AKP yılana sarılarak boğulmaktan kendisini kurtaramaz, sadece ölümünü biraz daha hızlandırmış olur. Tarihten de biliyoruz ki; Türkiye’de milliyetçi ve faşizan politikalar, bütün hükümetleri mutlaka çözmüş ve yenilgiye uğratmıştır. AKP’de şu anda aynı sonu yaşıyor. Orduyu çare gören bir siyasi iktidar kendi bitişini ilan etmiş oluyor. 

Hiçbir biçimde AKP’nin provokasyonlarına gelmemek lazım. AKP kendisiyle birlikte Türkiye’yi bitirmek istiyor, Türkiye halkları buna müsaade etmemelidir. Halkımız ve Türkiye toplumu demokratik tepkilerini en güçlü bir biçimde ortaya koyarak AKP’nin provokasyonlarını zamanında deşifre etmeli ve boşa çıkarmalıdır. Bu anlamda Diyadin’de halkımızın geliştirdiği tutum taktire değer ve örnek alınması gereken bir yaklaşımdır.

Türkiye’yi, AKP’nin çektiği cehennemden ancak HDP kurtarabilir. Barış ve demokratik çözüm kadınların, halkların ve emekçilerin özgürlük partisi HDP’de yaşam bulacaktır. Yüzde 48 oranında kadın aday katılımıyla kadınların özgürlük partisi haline gelen HDP, kadınların öncülüğünde ve sözcülüğünde demokratik siyaseti zafere taşıyacak, her türlü kirli savaş ve şiddet siyasetini tarihe gömecektir. 

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA 

http://www.yeniozgurpolitika.org/index.php?rupel=nivis&id=7940

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s