Günümüzün DECCAL Hareketi AKP

Her zaman müşrik daha tehlikeli derler ben niye Kafir Düşman Derdim Kafir belli olan Düşman. Müşrik ise Müslüman gibi görünen dini menfaatleri için derlerdi öyleki “Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.
Enbiya/107
adamlar alemlere zulüm olarak yorumluyor
AKP Siyasi/Diplomatik Yağmacı, Katil, Tecavüzcü
IŞİD, NUSRA, KAİDE VB…. Siyasi/Politik işgalci yağmacı vs aklınıza gelmeyen kötülük ve barbarlığın mimarı

Bunlarınki tam olarak ne münafıklık ne müşriklik
lükse bakınca ; altın klozetler su bardakları kapı kolları Mercedesler yetmiyor zırhlı Mercedesler müşrik diyorsun
Allahu Ekber diyor müslüman gibi öğlen namazını kılmak için işkenceye ara vermiş münafık diyorsun
ikisinin bileşimi.
içinde bulunduğumuz çağın;
DECCAL Hareketi

image

image

image

image

image

Hizbullah’ı devlet kurdu, işte belgesi

Hizbullah’ı devlet kurdu, işte belgesi

Arif Doğan’ın kitabında anlattıkları Türk ordusunun kirli çamaşırlarının bir dökümü gibi.

Türkiye’de Hizbullah’ın arkasında devlet mi var” sorusunu biz gazeteciler yıllarca sorduk durduk. Komplo teorileri, varsayımlar havada uçuştu. Dün bir kitap okudum, kafamdaki resim netleşti. Kitabın yazarı daha birkaç gün önce Ergenekon mahkemesinde verdiği ifadesine dikkat çektiğim Arif Doğan. Kendini orgeneral zanneden emekli Albay Arif Doğan’ın JİTEM’İ BEN KURDUM adlı övünerek yazdığı kitabında anlattıkları, Türk ordusunun kirli çamaşırlarının bir dökümü gibi. Özellikle Hizbullah’ın öldürülen lideri Hüseyin Velioğlu’nun devletle işbirliğine yönelik Doğan’ın anlattıkları ise tek kelimeyle korkunç. Arif Doğan, ‘Hizbulkontr’ dediği örgütü bizzat devlet adına kendisinin kurduğunu bakın fütursuzca nasıl anlatıyor:
“Biz de karşı propaganda faaliyetlerinde bulunmak amacıyla o sıralarda Batman bölgesinde ajan ve muhbir olarak kullandığımız Hüseyin Velioğlu adlı çok akıllı bir kişiyi görevlendirdik. Çok dindar ve donanımlı bir kişiydi. Ülkücü tandanslıydı. Milliyetçiydi. Bunun üzerine Velioğlu’nun kendi seçtiği adamlardan oluşan bir kadro ile faaliyetlerine başlamasına imkân verdik. Gercüş bölgesinde istihdam edilmeye başlandılar, eğitimlerini de Hüseyin Velioğlu veriyordu… Gittikleri yerde çalışırken emniyetlerini GKK yürütüyordu. O zaman Hizbulkontr içinde Geçici Köy Korucuları’nın da olması gerekiyordu. Çünkü biz onları oraya gönderip ayrıca koruyamazdık ama onların içinde silahlı unsur olursa bir iki defa karşılık verirse unun üzerine GKK da Hizbulkontr’un içine katıldı, bunu kimse bilmez.”
Arif Doğan’ın anlattıklarından sonra artık Hizbullah’ın devlet eliyle kurulduğunu hepimiz öğrendik. Anlatılanlar bu kadarla kalsa yine iyi. Siirt İl Jandarma Komutanı Temel Cingöz ile Hüseyin Velioğlu’nun Siirt’te buluşması var ki tarihe geçer. Velioğlu bile bir generalin kendisini tebrik etmek için buluşacağına inanamıyor, buluşmaya giderken öldürülmekten korkuyor. Oysa Arif Doğan’ın deyimiyle tuğgeneral buluştuklarında Hizbullah liderini kutlamak
için öpüyor.
Generalin liderini kutlamak için öptüğü bir Hizbullah’ı hadi tut tutabilirsen. Bu, yalnızca bir kitap değil, aynı zamanda Hizbullah-devlet bağlantısının ilk kez itiraf edildiği bir belgedir. Dört dörtlük bir suç belgesi.

Silivri’den Meclis’e giden yol
Bugün sokaktan çevirip herhangi birine sorsanız ‘Türkiye’de tutuklamaların bir cezalandırmaya döndürüldüğünü’ söyleyecektir. Böyle bir ortamda seçimlere giderken yavaş yavaş Silivri tutuklularının Meclis’e taşınması meselesi ısıtılıyor. CHP ne yapacağını tam olarak bilemiyor. Kararlar günlük değişiyor. Bir bakmışsınız Kılıçdaroğlu “Yok böyle bir şey” diyor. Daha sözcükler yere düşmeden Süheyl Batum “Neden olmasın” diye lafı değiştiriyor. Bu ülkede PKK davasından mahkûm olanların cezaevinden Meclis’e sokulduğunu gördük. Muhtemelen davul zurnayla, halaylarla cezaevinden kaçırtılan Hizbullahçıların da Meclis’e gireceğini bu seçimlerde göreceğiz. Peki o zaman neden Tuncay Özkan, Mehmet Haberal ve Mustafa Balbay Meclis’e giremesin? Görünen tek engel CHP’nin kafa karışıklığı. Balyoz ya da Ergenekon davasında AK Parti’nin duruşu ve tutumu net. Gerçi Baykal döneminde de CHP’nin durumu ve duruşu netti ama şu aralar ne şiş yansın ne kebap tarzı bir geçiştirme pozisyonundalar. Oysa bu isimlerin Meclis’e taşınmaları için çok basit bir demokratik duruş yeterli. Silivri’de birbirine karıştırmamamız gereken iki ayrı durum var. İlki Ergenekon’dan yargılanmaları ki, zaten kimse bu isimler yargılanmasın demiyor. İkincisi ise aklın almadığı, vicdanların kabul etmediği tutukluluk sürelerinin uzunluğu. Bu üç ismin Meclis’e taşınması çok sürpriz olmaz. Ama aralarına yıllarca cezaevinde kalması beklenen Hanefi Avcı da eklenirse işte CHP’nin asıl sürprizi bu olur.

JİTEM kitabından Seda Sayan çıktı
Arif Doğan’ın kitabı sadece Hizbullah-devlet ilişkisini belgelemiyor, dönemin kahramanlarının mafya, devlet ve sanat dünyasıyla ilişkilerinin de bir itirafnamesi gibi. Mesela Arif Doğan bir mafya liderinin imam nikâhlı eşinin mirastan alacağını tahsil etmek için devreye girdiği bölüm tam evlere şenlik. Türk ordusunun böyle bir görevi yok biliyoruz ama Arif Doğan için bu, sıradan bir racon kesme olayı. Olayın karşı tarafı kim dersiniz? Veli Küçük. Şaşırdınız mı? Durun şaşırmakta acele etmeyin, iki emekli asker tam racon meselesini görüşürlerken aniden kapı açılıyor ve Veli Küçük’ün ofisine kim giriyor dersiniz? Seda Sayan ve Hakan Şükür’ün kardeşi, o zamanki eşi Gökhan Şükür. Arif Doğan bile kitapta şaşırdığını yazıyor. Hatta şaşkınlığını sitemle Seda Sayan’a da iletiyor. Peki Seda Sayan ve eşi, Veli Küçük’ün ofisinde ne arıyor? Arif Doğan hiddetle kapıyı vurup gittiği için o kısmı öğrenemiyoruz.

Derya Büyükuncu ne yapsın
Dün dans hevesi de sonlanan Derya Büyükuncu bundan sonra ne yapmalı desiniz?

Yemekteyiz yarışmasında yemek yapabilir.

Yetenek Sizsiniz yarışmasında bir yüzme performansı neden olmasın

Umut vaat eden bir dansçı olarak dans olimpiyatları var unutmayalım

6 kez olimpiyatlara katılmak yetmez, hedef 16 kez olmalı

Yüzebilir ama o da artık çok sıkıcı!

http://www.radikal.com.tr/yazarlar/cuneyt_ozdemir/hizbullahi_devlet_kurdu_iste_belgesi-1037824?ismobile=1

MÜŞAHİTLERİN GÖREVLERİ

MÜŞAHİTLERİN GÖREVLERİ
1- Oy kullanacak her seçmen kimliğini gösteriyor, oy kullandıktan sonra, seçmen listesini imzalıyor mu?
2- Başkasının yerine oy kullanan var mı?
3- Sandık kurulu başkanları, üyeleri veya sandıkta görevli müşahitlerle gözlemciler, seçmenleri herhangi bir partiye yönlendiriyor, oy vermeleri için telkinde bulunuyor mu?
4- Sandık kurulu başkanları, üyeleri veya parti müşahitleri ile gözlemciler, seçmenlerle birlikte kapalı oy verme kabinine giriyor mu?
5- Görme engelli ve elleri olmayan seçmenlere, oy kullanırken kendi tercih ettikleri kişiler mi yardım ediyor? Bir kişi, birden çok seçmene yardım ediyor mu?
6- Seçmenlere verilen oy pusulaları ile zarflarda YSK damgası var mı?
7- Sandık kurulu başkanı, seçmenlere verilen oy pusulasının arkasında resmi mühür olduğunu, ön yüzünde hiçbir işaret ya da mühür basılı olmadığını sandık kurulu üyeleriyle, müşahitlere ve seçmene gösteriyor mu?
8- Sandık Kurulu Başkanı; seçmenleri, yapması gerekenlerle, yapmaması gerekenler konusunda bilgilendiriyor mu?
9- Birden fazla seçmen, aynı anda oy kullanma kabinine girip toplu oy kullanıyor mu?
10- Seçmenlerin oy kullanma kabinine, cep telefonu, fotoğraf makinesi ile girmelerine izin veriliyor mu? Kullandığı oyun resmini çeken kimse var mı?
11- Oy kullanma kabini, gizli oy kullanmaya müsait mi? Kabin içinde 1 açıklama ve 1 uyarı levhası ile o bölgenin aday listesi asılı mı?
12- Oy kullanan seçmen kabinden çıkmadan başka bir seçmen kabine girebiliyor mu?
13- Aynı seçmen birden fazla kez oy kullandı mı?
14- Oy sandığına birden fazla zarf atan seçmen oldu mu?
15- Oyunu açıkta veya kapalı oy verme yeri dışında kullanan seçmen var mı?
16- Polis, jandarma veya korucular, oy kullanmaya silahları ile giriyorlar mı?
17- Sandık kurulunun görev yaptığı alanda, sandık kurulu üyeleri, parti müşahitleri, gözlemciler, milletvekilleri ve milletvekili adayları dışında polis, jandarma, korucu, vali, kaymakam, belediye başkanı bulunuyor mu?
18- Polis, jandarma, kaymakam, vali, belediye başkanı gibi kamu görevlileri, sandık kurulunun işine karışıyor, talimat veriyor mu?
19- Oy sandığı hangi nedenle olursa olsun oy verme yerinden çıkarılıyor mu?
20- Oy kullanmak için gelen seçmenlerden gözaltına alınan oldu mu?
21- Oy kullanırken aşağılanan, hakaret edilen seçmen oldu mu?
22- Seçmen listesinde kayıtlı olduğu halde oy kullanmasına izin verilmeyen seçmen oldu mu?
23- Seçmen listesinde kayıtlı olmadığı halde oy kullandırılan kimse oldu mu?
24- Sandıklar ilan edilen zamanda kapatıldı mı? Sandıklar kapandığı anda, sırada bekleyen seçmen varsa, sayılmaları ve onlara oy kullanma izni verilmesi gerekir.
25- Sandıklar kapandığı anda, sırada olmayan seçmenlere oy kullandırıldı mı?
26- Sayımları izlemek isteyen vatandaşlara izin verildi mi?
27- Sayım sırasında parti müşahitleri ya da gözlemciler var mıydı?
28- Boş oy pusulaları ve zarflar sayılıp tutanağa işlendi mi?
29- Sayım işlemine geçilirken, seçmen listesindeki imzalar sayıldı mı?
30- Sandıktaki zarflar sayıldı mı?
31- Seçmen listesindeki imzalar ile kullanılmayan zarfların sayısı kontrol edildi mi? Bu sayılarla sandık kuruluna teslim edilen zarf sayısının aynı olması gerektiği unutulmamalı.
32- Oy sayımına geçilmeden, sandık kurulu başkanı mühürleri bir zarfa koyup mühürledi mi?
33- Sandıklar açılır ve zarflar sayılır. Zarflar sayılırken oy zarfından farklı olan, tamamı yırtık olan, ysk amblemi ve sandık kurulu mührü olmayan ya da başka mühür ve işaret olan zarflar ayrılarak geçersiz sayılır.
34-Üzerinde çizik ve leke olan zarfların, bunların özel olarak işaret amacıyla yapıldığı kesin olmadıkça geçerli sayılması gerektiği kuralına uyuluyor mu?
35- Döküm ve sayım işleminde kurallara uyuldu mu?
36- Zarfların açılması sırasında, her oy pusulası yüksek sesle okunup oy verilen partiye işlendi mi?
37- Geçersiz oy pusulaları doğru tespit edildi mi?
38- Parti ya da aday müşahitlerinin, geçersiz oy pusulasını incelemelerine izin verildi mi?
image

Kenan Evren kim midir?

Kenan Evren kim midir?

Hepimiz biliriz kim olduğunu. Bizim için çocukluğumuzun cumhurbaşkanıdır. Öncesinde askerdir, subaydır, generaldir, paşadır. Devlettir. Devletin sembolüdür. Hakkında bir de sonradan öğrendiklerimiz var. Baştan söyleyelim, Kenan Evren sebep de değildir, sonuç da. Sadece semboldür. Moda deyimle, ‘‘olmasaydı da olan olurdu’’

Ancak yalnız değil ve hiçbir şeyin de tek başına sorumlusu değil. Öldü diye sevinmeyelim, hatırlayalım. Suç ortakları var, gerçek failler var. Onları unutmayalım. Buyursunlar şimdi helvasını dağıtsınlar; cenazesine çiçek, çelenk filan göndersinler. Methiye düzemeyecekler, çünkü Kenan Evren 35 yıl sonra kimsenin sahip çıkmadığı rütbeleri sökülmüş, şeklen yargılanmış birisi.

Kenan Evren, evvela faşisttir. Yüz binlerce insanın fişlenmesidir, gözaltına alınmasıdır, cezaevinde sorguda işkence görmesidir, katledilmesidir. Kenan Evren, birçok insanın çalınan çocukluğudur, yetimliğidir, cezaevi kapısında bekleyişidir, mutsuzluğudur. Erdal Eren’in boynundaki ilmiktir. Berfo Ana’nın gözyaşıdır. Mamak’tır, Diyarbakır’dır, Metris’tir. Mahpusluktur, sürgündür. Kenan Evren iç savaştır. Karşı devrimdir.

Kenan Evren, tarafsızlıktır, ‘‘Bir sağdan bir soldan’’dır. İdama imza atarken eli titremeyendir. Beslemeyip, asandır!

Kenan Evren, O Taksim meydanında konuşurken, ‘‘Türkiye, Türkiye’’ diye bağıranlardır. Konuşmasını dinlemek için meydanları dolduranlardır. Her çağırdığında gidenlerdir. Yaptıkları karşısında susanlardır. Yaptığı anayasaya verilen, ‘‘Evet’’ oyudur. Sandık demokrasisidir, çoğunluktur: %92’dir. ‘‘Asker geldi huzur geldi, sokağa çıkamıyorduk’’ diyerek zulmünü onaylayanladır. Evren’in 1961 Anayasası eleştirisine, ‘‘Bol geldi bol’’ diye destekleyendir.

Kenan Evren Parasız, bilimsel, anadilde eğitimin önündeki engeldir: YÖK’tür. Kenan Evren, Tersane patronudur, TÜSİAD’dır, MESS’tir, İMF’dir, burjuvazidir. Amerikan emperyalizmi için, ‘‘Bizim çocuklar’’dır. AKP’nin ve MHP’nin görünüşte reddettiği gerçek öncülüdür. gizli Kürdün, sosyalistin temsilinin önündeki seçim barajıdır. Adaletsizliktir, DGM’dir. İşsizliktir. zorunlu din dersidir. Türk İslam sentezidir.

Kenan Evren, Kobani’ye saldıran IŞİD’dir. Kadın katliamıdır. Özgecan Aslan’ın katilinin soğukkanlılığıdır. Soma katliamdır, Ermenek’tir, Torunlar’dır. Kadıköy’de Nuh Köklü’yü , Bahadır Grammeşin’i katledenlerdir.

Kenan Evren, bu ülkenin geleceğinin karartılmasıdır. Kenan Evren öfkemizdir, nefretimizdir.

Hasılı, doğrudur, ‘‘naçiz vücudu toprak olmuştur’’ ancak fikirleri iktidardadır, gündelik hayatımızdadır, yanı başımızdadır.

”Netekim”, ne kendisiyle ne de yarattığı düzenle yüzleşemedik, hesap soramadık. Bir asır yaşayıp, eceliyle ödü. Ama umarım kalanların, iktidardakilerin yaptıkları yanlarına kalmaz. Kalmamasının tek yolu ise mücadeledir.

Ahmet Saymadi
10 Mayıs 2015

HDP Halkların Şafağı

Halkların Demokratik Partisi – HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ Almanya’nın Duisburg kentinde göçmen halklarımızla buluştu.

Biz ayağa kalkınca karşımızdakinin dev değil cüce olduğunu anladık. Halklarımızın büyüyen gücü AKP’nin çarkına çomak sokuyor. HDP’yi zayıf düşürmek için ne gerekiyorsa yapıyorlar. Neredeyse günde beş büromuza saldırı oluyor. Bugün sokaktaki çocuğa da sorsanız hangi partinin silahtan güç aldığını size söyler.

Başbakan Davutoğlu yaptığı açıklamalarla HDP’yi faşist saldırıların hedefi haline getiriyor. Şiddeti teşvik eden başbakan Davutoğlu ve cumhurbaşkanı Erdoğan’dır. Başbakan diyor ki “Bizim otobüslerimize yumurta atıyorlar.” Bunların danışmanları akıl fukarası. HDP’liler yumurta atmaz. Çünkü yumurta nimettir. AKP’ye atılarak heba edilmez. Kaynağından bilgi vereyim: Van’da AKP’ye yumurta atanlar yine AKP’liler. Sadece halka değil, kendilerine de zorba. AKP seçmenine sesleniyorum. Yarın AKP’ye yumurta atmak istemiyorsanız gelin HDP’ye oy verin. AKP’nin zorbalığını engelleyecek tek güç HDP’dir. Bunu herkes bugün çok daha iyi görüyor. HDP gittikçe büyüyor. AKP’yle koalisyon yapacağımız yalanını söyleyenlere şunu söylüyorum: Halkı çocuk yerine koymayın, ayıptır. AKP kim ki biz onunla koalisyon kuralım? HDP halkların koalisyonudur. Çok şükür HDP’nin mayası sağlam. Bu mayayı yaratan geleneğimize bin selam olsun! Artık şafak sökmeye başladı. HDP halklarımızın şafağıdır. Şafak sökümü nasıl engellenemezse zaferimiz de engellenemeyecek.

2015 seçim bildirgesi HDP’nin eylem programıdır. Bildirgemizi, yeni yaşam programımızı, onların aklı almıyor. Ekonomik programımızın kaynağını soruyorlar. Peki biz de soruyoruz, milyarlık saraylar yaptınız, kaynağı nedir? Cevap verelim, hırsızlık! İşçi ve emekçiler iş, ekmek ve özgürlüğü hak ediyor. Biz bunu vereceğiz. AKP de bitişi hak ediyor. Bunu da vereceğiz!

Diyaneti kaldıracağız diyoruz. Başbakan bundan rahatsız oluyor. Bunda rahatsız olacak ne var? Biz bu sözümüzün arkasındayız. Zorunlu sünnileştirmeye halklara dayatan bir kurumu niye kaldırmayalım? Diyanet’in savunulacak bir yanı mı var? Bir devlet kendisine inanç tarifi yapamaz. Demokrasinin D’sini bilen böyle olmadığını da bilir. Başbakan “Diyanet dinimizin güvencesi” diyor. Peki, Diyanet İşleri Başkanlığı kurulmadan önce Türkiye halkları dinsiz miydi? Biz Diyanet İşleri Başkanlığı’nı kaldırıp yerine İnanç İşleri Bakanlığı kuracağız. Her inanca eşit olacağız. HDP, düne kadar birbirinden koparılanları birleştirdi. Camiden gelenle Cemevi’nden gelen HDP’de. Bunu başardık.

HDP’nin ittifak gücü ATİK’e yapılan operasyonu şiddetle kınıyorum. ATİK’in yanındayız.

Partilerin pusuladaki yerleri

Partilerin pusuladaki yerleri şöyle:

1- Doğru Yol Partisi

2- Anadolu Partisi

3- Hak ve Özgürlükler Partisi

4- Komünist Parti

5- Millet Partisi

6- Hak ve Adalet Partisi

7- Merkez Parti

8- Toplumsal Uzlaşma Reform ve Kalkınma Partisi

9- Halkın Kurtuluşu Partisi

10- Liberal Demokratik Parti

11- Milliyetçi Hareket Partisi

[12- Halkların Demokratik Partisi (HDP)
image

]

13- Saadet Partisi

14- Cumhuriyet Halk Partisi

15- Adalet ve Kalkınma Partisi

16- Demokratik Sol Parti

17- Yurt Partisi

18- Demokrat Parti

19- Vatan Partisi

20- Bağımsız Türkiye Partisi